“AHZAB (22)56.ayet-kitapçık 3”

 

AYET METNİ


33-Ahzab Suresi 56.Ayet (İniş Sırası: 90)

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

İnnallâhe ve melâiketehû yusallûne alen nebiyy, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.

Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.


SES KAYDININ METNİ:


Ders 22:Ahzâb Sûresi 56. Ayet

Eûzubillâhimineşşeytânirracîym

Bismillâhir rahmânir rahîm


Kamer Sûresi 22.Ayet

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ

Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
Ve andolsun ki Biz, Kur’ân’ı zikir için çok çok kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret âlan,öğüt âlan) var mı?

Kur’ân-ı Kerîm aslında kolaylaştırılmış, ALLAH U TEÂLA tarafından..

‘’Lekad ‘’ le başlayan Âyetler ‘’yemin’’ gibidir. Çok kuvvetli bir te’kiddir..
ALLAH U TEALA yemin ediyor kesin kez kolaylaştırdım diyor..
Kur’ân-ı Kerîm zor geliyor anlaşılması.. Ama ALLAH çok çok kolaylaştırdım diyor…
Bir de ‘’yesserna’’ diyor.. Yesserna çok çok kolaylaştırdım anlamında..
Orada mübâlağa ediyor.. Te’fil babı var orada..
Birde orada pekiştirme var ama ne için???
Zikir için.. Yani düşünmek, öğüt almak ALLAH ı hatırlamak ,ders almak ve hayata geçirmek için….
Birde orada bir serzeniş var ALLAH U TEÂLA nın ‘’fe hel min muddekir(muddekirin).’’ diyor …
Nerede muddekir  olan..
Muddekir: aynı zikir kelimesinden geliyor… Zikiri uygulayan anlamına geliyor… İsm-i fail orada …
Nerede öğüt alıpta  bunu hayatına geçirecek kimse… Anlamında..
(Bu 4 -5 yerde geçiyor… (Kamer Sûresinde))
Eğer Kur’ân-ı Kerîm zor geliyorsa anlaşılması…bilin ki Zikir için yapılmıyor…
Yani formül gibi işte… ALLAH  diyor ki Zikir için kolaylaştırdık ..
ALLAH hâşâ yâlan mı söylüyor!!!! ama kolay gelmiyorsa insanlığa!!!!
Bizde bir  hata var..
Sistem  mükemmel ve  sistemin  Yaratıcısı müjde veriyor… O anlamda Zikir maksadıyla öğüt almak ALLAH ı hatırlamak düşünmek ve yaşamak maksadıyla Kur’ân-ı Kerîm a yaklaşıldığında, RABbimin verdiği müjde ile İnşaallah kolaylaşacaktır….Bizde ALLAH a  güzel kulluk etmenin Kur’ân-ı Kerîm da yollarını buluruz İnşaallah… Yoksa sadece sevap olur … 03:16
Bugün meşhur bir deyim var ya sezon finali dizilerde..Bugün sezon finali var..
Yeni sezonda okulların açılmasıyla birlikte devam ederiz İnşaallah…

(….)

Ahzâb Sûresini bitiririm tahmin ediyorum ama nasip olmadı..
Ahzâb Sûresinde çok teferruat var..
Ama RABbim çok güzel bir yere nasip etti.. Ahzab Sûresi 56. Âyete..
ALLAH nasip ederde..Kavramları açılarken göreceksiniz …inanılmaz değerler var..
ALLAH ın nasip ettiğince anlaşılır  İnşaallah.

Evet Ahzâb Sûresi 56. Âyet

Eûzubillâhimineşşeytânirracîym
Bismillâhir rahmânir rahîm.

Ahzâb Sûresi 56. Âyet

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).
Muhakkak ki ALLAH ve Melekleri, Nebî’ye  Salât ederler. Ey âmenû olanlar , siz (de) O’na Salât edin! Ve (O’na) teslim olarak Salât edin!

Çok meşhur bir Âyet bu…
En azından cuma günü hutbede okunuyor.. bayanlar pek duyamıyor ama cumaya gidenler bunu işitiyorlar sürekli olarak…
(biraz makamıyla okuyacağım)

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmân.

Hatırladınız di mi? Çok meşhur..

Niye cumâlar de hutbelerde okunuyor?!! İnsanlar bunu gereğini yerine getirsinler diye…
İşte gereği ne?  bugün onu açıklayacağız İnşaallah
Şimdi ‘’inna’’ ile başlamış…İnna; şüphesiz, muhakkak gibi bir kelime…
Türkçede böyle bir kalıp yok ama Arapçada çok yaygın bir kalıp …
bize arapça öğreten Mehmet Yağcı Hoca diyorki …
bu tercüme edilmez kesin kez, muhakkak gibi kelimelerle tercüme edilmez…O zihindedir..
Cümle  olduğu gibi devam edilir ama okuyan kişi bilir ki o bir pekiştirmedir.. kuvvetlendirmedir , manaya dikkat çekmek içindir ,çekmektir diyor..
Bir yerde okudum o çok hoşuma gitti..
’İnna’’ diye başlayan cümle karşındakini kişinin kafasında oluşan şüpheye bir cevaptır
Yani olur mu öyle şey… acabalı bir tereddütünu hissettiniz karşı tarafın kimsenin… cümleye ‘’inna’’ ile başlıyorsunuz..
Dolayısıyla ‘’inna’’ diye başlayan Âyetleri bu anlamda düşündüğünüzde ALLAH -U TEÂLA  kafasında tereddüt olanlara bir cevap mahiyetinde aynı zamanda pekiştirme yapıyor..
Şimdi neden  burada ‘’inna’’ ile başlanmş?!!!
Şimdi kabaca bir şeyini söyleyim.
Şüphesiz ki ALLAH (İnnallâhe ve melâiketehu ; onun Melekleri yusallûne; Salât ederler alen nebiyyi ;nebi üzerine ..)
Şimdi Ahzâb Sûresi genel hatlarıyla hatırlıyorsunuz ..haftalardır işliyoruz …
Yoğun Âyetinin geçtiği yoğun konuların geçtiği bir yer… burada özellikle Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile ilgili ve  O nun özel hayatıyla ilgili evlilikleri ile ilgili kısımlar var… bunlardan bazılarını anlaşılması ve kaldırılması zor…
Özellikle Hz. Zeyd (r.a) ve Hz. Zeynep(r.a) ile ilgili olan kısımlarını düşünün!!!
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yaptığı çok  evliliklerle ilgili kısmı düşünün!!!
Ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mahsus olan evlenme şekillerini hibe gibi düşünün bunları..
Bunlardan bahsederken özellikle Ahzâb Sûresi 51. Âyet de ALLAH kalplerinizde olanı bilir derken… orada ‘’kum’’ (kulûbi-kum –sizin kalpleriniz) diyordu.. yani okuyucuya olan hitaben yani biraz dikkat edin.. diyordu..
Bknz. İlgili Âyet

Ahzâb Sûresi 51. Âyet

تُرْجٖى مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُپْوٖى اِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فٖى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٖيمًا حَلٖيمًا

Turcî men teşâu minhunne ve tu’vî ileyke men teşâu, ve menibtegayte mimmen azelte fe lâ cunâha aleyk(aleyke), zâlike ednâ en tekarre a’yunuhunne ve lâ yahzenne ve yerdayne bimâ âteytehunne kulluhunn(kulluhunne), vallâhu ya’lemu mâ fî kulûbikum ve kânallâhu alîmen halîmâ.
Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

Önceki Âyetler de hatırlarsınız Hz. Muhammed (s.a.v.) içinizden herhangi birinizin babası  değildir..diyordu..
Bknz. İlgili Âyet

Ahzâb Sûresi 40. Âyet

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّٖنَ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمًا

Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmân
 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Yani kafanızdan içinizden bir şeyler geçiyor bu konuda ama dikkatli olun…
Gibi birçok meseleler var
Eğer bu bağlamda düşündüğünüzde Ahzâb Sûresi bağlamında düşündüğümüzde işte kafanızda şüpheniz var !!
ALLAH U TEÂLA  işte böyle bir Peygamber(s.a.v.) gönderiyor size ve böyle bir Peygambere(s.a.v.) destek veriyor..
Hani kafanızda şüpheniz mi var ??!
Tabii ki ALLAH Salât ediyor ona.. var..
Pekiştirme tekit in olması Peygamber Efendimiz (s.a.v.) teyit içindir…
İnnallahe , Şüphesiz ALLAH ve onun Meleklerine ne yapıyormuş ?!!!
Salât  ediyorlarmış !!!
Şimdi Salât ne demek?!
Burada’’ yusallûne’’ diyor ..Aslında ‘’yusallûne ‘’ namaz kılmak fiili ile aynı fiil yani bir adam namaz kılıyor dendiğinde ’’ yusallûne’’ denir… O namaz kılıyor…
Ama ALLAH için tabi ki böyle bir ifade kullanılamaz.
Melekler ‘’Salât’’ ediyor denildiğinde olay farklı yani Salât kelimesi değişik bir anlam bütünlüğü içeren bir kelime.
ALLAH U TEÂLA  sadece burada olduğu gibi Peygamberine(s.a.v.) mi Salât ediyor ..Hayır..
Ahzâb Sûresi 43 Âyet bakın..
Bknz. İlgili Âyet

Ahzâb Sûresi 43. Âyet

هُوَ الَّذٖى يُصَلّٖى عَلَيْكُمْ وَمَلٰئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَحٖيمًا

Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmân.
Sizi, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize salâvât gönderen, O ve O’nun Melekleridir ki O, mü’minlere Rahîm(dir).

(Rahîm esmasıyla tecelli eden).
Huvellezî yusallî aleykum; O ki size ‘’Salât’’ edendir.
ve melâiketuhu-ve onun Melekleri de ‘’Salât’’ ediyor.. ‘’kum’’ dediği ”siz ” yani mü’minler..
Yani ‘’Salât’’ Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yapılan bir şey değil..
Burada bir şey söyleyim..
Salavât deniliyor ya..
Salavât kelimesinin –Salât- kelimesinin çoğulu ..Yani –Salâtlar– anlamına geliyor..kelime aynı kelime .. çoğulu o..
Demek ki ALLAH ve O’nun Melekleri önceki Âyette (43. Âyet)olduğu gibi mü’minler üzerine..
Bu Âyette (56. Âyet) olduğu üzere ‘’Nebiyyi’’ Nebi den kasıt Peygamber Efendimiz (sallallhu aleyhi ve sellem)e –Salât- ediyorlarmış..
‘Salât’’demek; rahmet olarak geçiyor..destek diyorlar Salât diyorlar, dua ediyorlar…
İşte zaten bu kavramlar üzerinde duracağız.
Bizde ‘‘Salât’’ediyoruz.. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)e..buradaki emir üzerine..
‘‘Salât’’ı daha iyi anlamak için Ahzâb Sûresi 41 42 43 Âyet e dönelim ..
Bknz. İlgili Âyet(ler);

Ahzâb Sûresi 41. Âyet

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْرًا كَثٖيرًا

Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrân.
Ey âmenû olanlar! ALLAH’ı çokça zikredin.

Ahzâb Sûresi 42. Âyet

وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَصٖيلًا

Ve sebbihûhu bukreten ve asîlân.
Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.

Ahzâb Sûresi 43.Âyet

هُوَ الَّذٖى يُصَلّٖى عَلَيْكُمْ وَمَلٰئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَحٖيمًا

Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmân.
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O’dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir. 

ALLAH U TEÂLA nın mü’minlere –Salât– (Ahzâb Sûresi 43. Âyet) etmesinden;
                                    önce 2 tane emiri var !!!!
  • Birincisi zikir edin (Ahzâb Sûresi 41. Âyet – Ey âmenû olanlar! ALLAH’ı çokça zikredin.)
  • İkincisi tesbih edin(Ahzâb Sûresi 42. Âyet – Ve O’nu, sabah akşam tesbih edin.)

Bu Âyetleri işlerken hatırlarsınız demiştik ki… bunun sonuncunda ALLAH U TEÂLA da Salât la cevap veriyor demiştik…

Sen ALLAH ı zikrediyorsun aynı zamanda da teşbih ediyorsun..o da diyor ki size ‘’o’’ Rahmet eder ve onun Melekleri de…
Demekki ‘’Salât’’ için zikir ve tesbihin  gerekliliği burada bir ifadesi var..
Çok meşhur bir Âyet var..
Bknz. İlgili Âyet

Bakara Sûresi 152. Âyet

فَاذْكُرُونٖى اَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُوا لٖى وَلَا تَكْفُرُونِ

Fezkurûnî ezkurkum veşkurû lî ve lâ tekfurûni
Öyle ise Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim. Ve Bana şükredin ve Beni inkâr etmeyin.

Burada şart var bakın..
ALLAH ın bizi zikretmesinin şartı ..Kulun önce onu zikir etmesi ..15:43
Önce kul adım atacak.
Hatırlarsanız hidayetle ilgili Âyetleri açıklarken…
Hidayet kulun ALLAH a adım atmasına karşılık RABbinin ona verdiği Rahmet karşılığıdır…demiştik
Yani adım ‘’Kul’’ dan  gelecek ..
Hatırlarsınız Peygamber Efendimiz (s.a.v.) amcası ile ilgi Ebu Talip ile ilgili olan Âyette de Ey Resûlum sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin,hidayet bize aittir.. derken bu gerçeği vurguluyor..
Bknz. İlgili  Âyet

Kasas Sûresi 56.Âyet

اِنَّكَ لَا تَهْدٖى مَنْ اَحْبَبْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ

İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâ’u, ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).
Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Ve O, muhtedileri daha iyi bilir.

Yani adım atmıyor…sistem bunu gerektiriyor..


ALLAH U TEÂLA kulun adım atmasını istiyor
İşte Ahzâb Sûresi  41-42-43. Âyetlerini anladığınız da ALLAH a yönelirsen..
ALLAH ta sana yöneliyor..
İşte ‘’Salât’’ ın bu bağlamda anlamı ‘’ Yönelmek’’.
 
Namaz derken bir Âyet var ..
Bknz. İlgili Âyet(ler)

Bakara Sûresi 45.Âyet

وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَ

Vesteînû bis sabri ves salâti, ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîne
Sabırla ve namazla yardım isteyin. Ve muhakkak ki o huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

Vesteînû bis sabri ves salât(salâti), ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîn(hâşiîne).
Bu meallerde oruç ve namaz ile tefsir edilmiş ama.. orjinalinde sabır ve Salât olarak geçiyor..
Salât aynı zaman da ‘’namazın ismi’’..
Şimdi namaz bize Arapçadan değil Farsçadan geçmiş bir kelime..
Namazın asıl  İslâm âlemindeki ismi ‘’Salât’’ tır.. ‘
’Salât’’ aynı zamanda işte biraz evvel konuştuğumuz bağlamda ‘ALLAH’a Yönelmek’’ demektir.
Onun sistematik hale getirilmiş ibadetsel biçimidir…’’Namaz’’
Şimdi ALLAH-U TEÂLA bizden kendisine yönelmemizi istiyor..
Hani ‘’Hanif’’ le ilgili konularda bunu özellikle vurgulamıştık..
Ama  Zikirde de bunu vurgulamıştık..Ama bu kişinin aklına  dünyevi çekiciler den ötürü… demiştik ya her yerde yerçekimi var her şeyi bütün cisimleri çektiği gibi her yerde var… bu unsurlardan ötürü insan ALLAH a çok yönelemiyor ama ALLAH U TEÂLA  kuluna çok iyi bildiği için namazı emrederek.. bunu da günde beş vakit emrederek minimumda en azından …
O yönelmenin olmasını talep ediyor..’’kul’’undan..
Peki ‘’Yönelince’’  ne oluyor ???
Yine Ahzâb Sûresi 43 Âyet bunu açıklıyor.. Son satıra bakın
ALLAH da  Salâtla cevap veriyor ya bu yönelmeye ALLAH ın yöneliş ile cevap geliyor ya..
Bakın bu niçinmiş..
Yuhricekum-(li yuhrice-kum)Sizi ihraç etmek için yani çıkarmak için..
minez zulumâti(min ez zulumâti) zulümattan çıkarmak için zulümat-karanlık demek..
ilen nûr (ilâ en nûri ) nura çıkarmak için…
Bakın ne diyor burada zulümattan çıkarmak için…demek ki herkes zulümattın … Karanlıkların içinde…
Yani insanlığın hali şu anda zulümat bunu nereden anlıyoruz?
Asr Sûre sinden anlıyoruz…
Bknz. İlgili Sûre
Asr Sûresi
Bismillâhir rahmânir rahîm

Asr Sûresi 1. Âyet

وَالْعَصْرِ

Vel asr.
Asr a  yemin olsun.
Asr Sûresi 2.Âyet

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ

İnnel insâne le fî husrin.
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.
Asr Sûresi 3. Âyet

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr.
Ancak iman edenler, salih amel  işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

İllellezîne diye istinâları söylüyor..
Genel bir tablo var..
Ancak şunlar hariç,diyor …âmenû ve amilûs sâlihâti , iman edip salih ameller işleyenler hakkı ve sabri tavsiye edersen hariç diyor..
Demek ki bizim halimiz karanlık..
Bunu bir de nereden anlıyoruz Tîn Sûresinden anlıyoruz..
Bknz. İlgili Sûre;

Tîn Sûresi;

Bismillâhir rahmânir rahîm

وَالتّٖينِ وَالزَّيْتُونِ

1.Vettîni ve’z-zeytûni
İncire, zeytine

وَطُورِ سٖينٖينَ

2.Ve Tûr-i sînîne
Sina dağına ,

وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمٖينِ

3.Ve hâzel beledil emîn.
Ve şu emîn beldeye yemin ederim ki,

لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖى اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍ

4.Legad (kh)âlagnel insâne fî ehseni tagvîm.
Biz insanı en güzel biçimde yarattık.

ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِلٖينَ

5.Summe radednâhü esfele seefilîn.
Sonra da çevirdik aşağıların aşağısına attık.

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

6.İllellezîne eemenû ve amilu’s-sâlihâti felehum ecrun ğayri memnûn.
Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.

فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّٖينِ

7.Femee yukezzibuke bağdi biddîn.
Artık bundan sonra, ceza günü konusunda seni kim yalanlayabilir?

اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِمٖينَ

8.Eleysellâhu biehkemil hâkimîn.
ALLAH, hüküm verenlerin en üstünü değil midir?

Vettîni ve’z-zeytûni dan diyor..
Biz diyor.. 4. Âyet ehseni tagvîm olarak insanı yarattık diyor.5.Âyet Summe radednâhü onu redettik .. esfele seefilîn.. aşağıların en aşağısına redettik diyor..
İşte bu rededilme haline gönderilme haliyle bunun neden olduğunu Âdem kıssası meselelerinde çok iyi açıklamıştık..
Adem ve onun belindeki zürriyetinde olan insanlık…
İlgili Âyet

Araf Sûresi 172. Âyet;

وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَنٖى اٰدَمَ مِنْ ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَاَشْهَدَهُمْ عَلٰى اَنْفُسِهِمْ اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ قَالُوا بَلٰى شَهِدْنَا اَنْ تَقُولُوا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِنَّا كُنَّا عَنْ هٰذَا غَافِلٖينَ

Ve iz ehaze rabbuke min benî âdeme min zuhûrihim zurriyyetehum ve eşhedehum alâ enfusihim, e lestu birabbikum, kâlû belâ, şehidnâ, en tekûlû yevmel kıyâmeti innâ kunnâ an hâzâ gâfilîne
Ve kıyâmet günü, gerçekten biz bundan gâfildik (gâfilleriz) dersiniz diye (dememeniz için), senin Rabbin, Âdemoğullarının sırtlarından onların zürriyetlerini aldığı zaman onları, nefsleri üzerine şahit tuttu. (Allah): “Ben, sizin Rabbiniz değil miyim?” Dediler ki: “Evet, (Sen, bizim Rabbimizsin), biz şahit olduk.”

Cennette her şey serbestti….

Tekbir emir vardı..
Şu ağaca yaklaşma..
Bu emire bile uyulmadığı için.. Âdem ve zürriyeti.. Dünyaya ne yapıldı ..indirildi..
‘’esfele seefilîn’’ in bir anlamı da o..
İşte bu dünyaya sefillerin en sefiline ‘’esfele seefliîn’’ indirilmiş olan insan…Asr Sûresine göre hüsranda buradaki ne göre(Ahzâb Sûresi 43. Âyet) zulümatta..
İşte bu zulümatta olan insanı nura çıkarmak aydınlığa çıkarmak için de ALLAH U TEÂLA da ‘’Salât’’ ediyor.. Ama ön şart yine bizde.. Diyor ki .. önce sen bana yöneleceksin…
İşte Fezkurûnî ezkurkum (Bakara Sûresi 152. Âyet)
ALLAH ta bir kulunu zikrettiği zaman zaten onun üzerine en büyük nimettir..
Salât ettiği zaman işte ‘’Salât’’ şeklinde yöneldiği zamanda ‘’O’’ müthiş bir ikramdır… 21:44
Sadece ALLAH mı yöneliyor…
Hayır Melekleride..
Bakın Âyette ne diyor???
ve melaikete hu… oradaki ‘’hu’’  ne onun Melekleri yani ALLAH ın Melekleri..bakın çok ilginç önce ALLAH Asıl olan ALLAH ve onun Melekleri de..
Şimdi ben buradan şunu anlıyorum …
Önce ALLAH  ‘’Salât’’ ediyor..
Şimdi  ‘’Mukarrebun Melekler’’ de bu olaya şahit.. yani yakîn olan ALLAH a Meleklerde bu olaya şahit..
Emir etmesine gerek yok..!!Onlara..
Onlarda kendi konumlarınca ‘’Salât’’  ediyorlar…
Görüyorlar ya ALLAH ın Salât ettiğini  buranın itibariyle Nebiyin  üzerine …
Nebiyin üzerine Salât ettiğini görünce onlarda kendi konumlarınca Peygamber Efendimiz (s.a.v.)e ne yapıyorlar ?!
Salât ediyorlar…ama onların Salâtı ALLAH U TEÂLA Salâtından  daha farklı tabiki..
Herkes kendi konumunca ediyor…
İşte sizin dediğiniz gibi Meleklerin Salât ıtıda; istiğfar olabilir ,destek olabilir, dua talebi olabilir..
Yada kendi Alemlerinin değerli unsurlarıyla olabilir…
Bu Salâtı anlamak için yani bunlar çok yüksek değerde şeyler yeryüzünde yaşayan insanların bunu anlamasını çok zor… ama anlaşılabilir hale getirilmek için bir nur gibi düşünebilir…
Yukarıdan aşağı inen bir nur..
Şimdi ALLAH U TEÂLA yukarda mı? Haşa
ALLAHU TEÂLA bütün kainata vacib olmuş mekana yani..
Hatta şöyle deniliyor..
ALLAH her yerde hazır ve nazır bile demeyin..Herşey ALLAHta hazır ve nazır deyin.. deniliyor..
Âyet El Kürsi de de ‘’O’nun kürsüsü’’ Vesia—Vasi olduğu kapladığı yayılarak genişlediği kapsadığı semavat ve arzı ..kapsadı diyor..
Yani ALLAH U TEÂLA nın Haşa tek bir mekanı yok..
Ama El Aliyy Esmasının tecellisi buna işaret ediyor ki ‘’ulvi’’ değerler yukarıdadır..
İş yerlerindeki idare bölümleri(Müdürün odası gibi) en yukarıda oluyor..  O hiyerarşinin bir ifadesi olarak..
Şimdi bakın burada ne diyor??
alen nebiyyi(Ahzâb Sûresi 56. Âyet) (alâ en nebiyyi)- alâ-üzerine demek..
Bir şeyin alâ ismiyle söylenebilmesi için o eylemin yapanın daha yukarıda olması lazım ..
Mânen daha yukarıda olması lazım..
Eğer ‘’Salât’’ ta yukarıdan ediliyorsa.. yukarıdan aşağaya gelen bir sistem olması lazım.işte bunun bir Nur olarak algılanabilir..
Nur u sakın ışık gibi algılamayın..
Nur inanılmaz yaptırımların olduğu olağan üstü güçlerin olduğunu bir enerji gibi düşünün..
Bu Nur Sûresinde açıklanıyor..
İşte bu Nur gibi şey yukarıdan aşağı iniyor…
Kime iniyor bu Âyete göre Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in üzerine ..
Meleklerde şahit oldukları şey üzerine onlarda Salât ediyorlar..
Buraya tekrar döneceğiz..
Peki biz şahitmiyiz?? bu olaya…Değiliz…
Biz ancak ALLAH ın öğrettiği ile öğrenebiliyoruz …
Kur’ân-ı Kerîm o yüzden kıymetli dedik ya..
Bizde bunu nereden öğreniyoruz?!
Kur’ân-ı Kerîmden öğreniyoruz..
ALLAH U TEÂLA haber veriyor..
Diyor ki: BEN ve Melekler Salât ediyor…(Ee) siz ne duruyorsunuz … yâ eyyuhâllezîne âmenû ;ey iman edenler… sizde bunu yapın…
 Bak burada mü’minler denemeyip de iman edenler demiş olması…eyleme dikkat çekiyor…
 Mü’min ism-i faildir..  yani fiili yapan kişidir… isimdir … yâ eyyuhâllezîne âmenû dediğinde..
 ’ âmenû ‘’orada fiildir… Yani iman etme fiiline vurgu var …
 Bakara Sûresini ilk Âyetlerini işlerken hatırlarsanız ..
 Bknz. Bakara Sûresi 1-5.Âyetler.

Bismillâhir rahmânir rahîm.

الم

Elif lam mim

ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فٖيهِ هُدًى لِلْمُتَّقٖينَ

Zalikel kitabu la raybe fıh hudel lil muttekıyn
O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

اَلَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Ellezıne yu’minune bil ğaybi ve yukıymunas Salâte ve mimma razaknahum yunfikun
Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan ALLAH yolunda harcarlar.

وَالَّذٖينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Vellezine yu’minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablik* ve bil ahırati hum yukınun
Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.

اُولٰئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Ulaike âla hudem mir rabbihim ve ulaike humul muflihun
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidÂyet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.

Takva muttakiler sıfatı söylerken (Bakara Sursi 3. Âyet )onlar gaybe iman ederler diyor…

‘’Ellezıne yu’minune bil ğaybi’’diyordu .. Bu da bizim için gayb.. Ama ALLAH-U TEÂLA da bize Kur’ân-ı Kerîm  de gaipten haberler verdiği için biz gerçekleri, hakikati ancak haber verme yoluyla alıyoruz.. işte zikir bu Kur’ân-ı Kerîm  bu yani..
Melekler şahit… bir şeyi  gördüğün zaman iman etmezsiniz biliyor musun ?!
Şu cep telefona iman eder misiniz?
Yok canım iman etmezsiniz ..görüyorsunuz bakın..
İman daha gaybî meselelerdedir…
Gördüğünüz zaman yakîn olursunuz…ALLAH ve Meleklerin Salât etmeside ..bizim için gayb ama Melekler şahit..
Yakînen inanıyorlar ama bize düşen ne??
Bu anladığımız olayın gereğini yerine getirmek …tekrar ediyorum…
ALLAH ve Melekleri Salât ediyor ..ALLAH-U TEÂLA diyor: yâ eyyuhâllezîne âmenû siz ne duruyorsunuz?!!!
 İman edenler gayba inandınız mı inandınız..Sallû – O zaman Salât getirin ..kime ‘’aleyhi’’ ona  bakın hitap direk bize arkadaşlar..
O na Salât edin .. Ee Peki biz nasıl Salât edeceğiz… Bak âla diyor üzerine Salât edin..
Ya biz onla Haşa onunla aynı seviyede değiliz..
Ondan hiç yukarıda değiliz..Nasıl âla onun üzerine Salât edeceğiz?!!
Biz onu arındırıcı, temizleyici, rahmet edici pozisyonunda değiliz…O bizi temizliyor..
İşte bu Salâtın hakikatını anlamak ve bunu eyleme geçirmek çok zor olduğu için biz bunu ALLAH-U TEÂLA ya havale ediyoruz….
Nasıl havale ediyoruz???
İşte Allahumme salli âla seyyidina Muhammed diyoruz..
Kimden öğrendik? biz kendimiz bulmadık…
Yine ALLAH ın Resûlunden (s.a.v.) öğrendik..
İşte bu âyet gelince ya ALLAH ın Resûlu (s.a.v.) biz sana nasıl Salât edeceğiz ? denildiğinde..
ALLAH ın Resûlu (s.a.v.)  namazlarda okuduğumuz salli barik duâlarını Sahabe Efendimize (r.a) öğretmiş..
Yani biz dinimizi ne güzel bir kanaldan öğreniyoruz… 29:48
Bknz. İlgili Âyet

Bakara Sûresi 151. Âyet

كَمَا اَرْسَلْنَا فٖيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُوا عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكّٖيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

Kemâ erselnâ fîkum resûlen minkum yetlû aleykum âyâtinâ ve yuzekkîkum ve yuallimukumul kitâbe vel hikmete ve yuallimukum mâ lem tekûnû ta’lemûne
Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir Resûl (Peygamber) gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi tezkiye  etsin, size Kitap’ı(Kurânı Kerim’i) ve hikmeti öğretsin ve  bilmediğiniz şeyleri öğretsin..

O size Âyetleri okur… hikmeti öğretir.. size bilmediklerinizi öğretir..

Sizi temizliyor size bilmediklerinizi öğretiyor….Bunu bilmemiz mümkün değil..
Yani biz gaybi Arş-ı Âla nereden bileceğiz..
ALLAH ın ve Meleklerin O na Salât ettiğini.. O na Salât etmemizi de söylüyor..Ee ne yapacağız adres Nebi..
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) anlatıyor bize nasıl yapacağımızı böyle deyin diyor…
Şöyle demiyor sizin bana Salât etmeye gücünüz yetmez demiyor… Böyle deyin diyor…
Zaten kelimelerin anlamına bakınca anlaşılıyor.. Ne yapmamız gerektiği..
Yani bizim gücümüz kuvvetimiz kudretimiz takatimiz Salât etmeye yetmez.. Biz de etmemizde gerek..
İşte ALLAH a havale ediyoruz…
Allahümme’’Ey ALLAH ım’’   Salât et kime salli âla üzerine…
Salavâtla ilgili birkaç şey daha söylemek istiyorum..
Biraz yayılalım..
Çok fazla konuyu söyleyince kavramlar ağır oluyor..
Hicr Sûresinin son Âyet(ler)ine bakalım İnşaallah..

Bknz. İlgili Âyetler


Hicr Sûresi 98. Âyet

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ

Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîne
Öyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

Hicr Sûresi 99. Âyet

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقٖينُ

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakînu
Ve sana “yakîn” gelinceye kadar Rabbine kul ol!

Hicr Sûresinde de müthiş konular var..ALLAH-U TEÂLA öyle muhteşem yapmış ki.. Bir Sûre bakıyorsun herşey burada diyorsun.. Sonra başka bir Sûresiyle alakadar oluyorsun… Sonra bu da müthişmiş.. Yani neler var..neler ..
(…..)
Va’bud-kulluk et rabbeke Rabbine kulluk et hattâ şuna kadar,bir şeye kadar denir.. ye’tiyekel sana gelinceye kadar..sana bir şey gelecekmiş..
el yakîn ‘’ yakîn’’ gelinceye kadar.. sana ‘yakîn ‘ gelinceye kadar RABbine kulluk et…
Şimdi bunun tefsirlerde genellikle şu oluyor.. buradaki gelecek olan yakîn in ölüm olduğu söyleniyor.. doğrudur oda bir yakîn dir…
Yani yakîn ne demekti???
İmanın üstünde gerçeklerin çok üst boyutlarıyla görürcesine anlaşılmasıydı..
İmanın daha net olan bir kısmıydı.
Ölümüde ondan saymışlar..
Birde hadise dayanıyor aynı zamanda …
Kıyamette bir yere yakîn olabilir..Kıyamette bir kişinin ecel gelip ölmeyecekse.. kıyamet gelince ölecek.. Tabi oda bir yakîn denebilir ama yakînin gerçek anlamına baktığınızda çok yüksek idrak olarak düşünün onu oda yakîn dir…
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) in bir sözü var…Ölmeden evvel ölünüz…diyor..
Yani ölüm yakîn se demek ki ölmeden evvel de yaşarken de ölüm anlamında yakîninde de tecrübe edinmesi bu Hadise göre mümkün aynı zamanda…
Önceki Âyete baktığımızda…

Hicr Sûresi 98. Âyet

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ

Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sâcidîne
Öyleyse Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

Fe sebbih bi hamdi rabbike  tesbih et ne ile hamd ile  RABbini hamd ile…
Ve kun oldur o emir… mines sâcidîn… sâcid secde eden demek   sacitlerden ol …yani bunu ibadet olarak getirirsek namaz kılanlardan ol…
Hemen arkasından ne deniliyor?
Hicr Sûresi 99. Âyet
Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn(yakînu).
RABbine kulluk et yakîn gelinceye kadar…
Demek ki sâcidlerden olduğumuzda…
Kulluk etmek, ibadet etmek sadece namaz kılmak değil..
Secdenin alt anlamında; ALLAH U TEÂLA a boyun eğmek, O nun bütün emir ve yasaklarına tevazu göstermek, kibirlenmemenin zıttı olarak vardır ama… özel anlamıyla Salât dediğimizde namaz kılmak dediğimizde de bu uyar ..
Genel anlamıyla ; Demek ki secde edenlerden olup ta ALLAH U TEÂLA ya yöneldiğimizde demek ki ‘’bir şey’’ geliyormuş.. Gelecekmiş..
ye’tiye ke; sana gelecekmiş… Sen ulaşmayacaksın dikkat edin bakın..!!
Sana gelecek yakîn denilen  anlama imkanımızın çok fazla olmadığı bir şey …  (lütuf ,rahmet…)
İşte bu işlediğimiz Ahzâb Sûresi 43 ve 56 ncı Âyetlerde de buna bir işaret var…
Yani sen ALLAH a yönelince ALLAH ta sana yönelmiyor mu?!!İşte bu da yakîn den bir kısım.. sana yakîn gelinceye kadar..diyor..
Bunun tabi şubeleri var…
Eğer sen namazda… secde etmeyi namaz olarak bir boyut olarak alırsak…
Sen ALLAH a güzel doğru bir şekilde… ezbere değil… namazımı kılayım ya  değil de
ALLAH a güzel kulluk etmek adına  konsantre bir şekilde ihsan üzerine yöneldiğin de  yani  salât ederek.. sen Salât ediyorsun ya… namaz kıldığında…
ALLAH U TEÂLA dan da sana salât geliyor demek ki…Lütuf geliyor, ihsan geliyo, rahmet geliyor destek geliyor Nur geliyor ismine ne dersiniz..diyin..
Yukarıda çok büyük bir gerçeklilik var…Bunlar bizim anlayabileceğimiz kelimelerle bir şeyler… işte o gelinceye kadar diyor namaz kıl…
Öğle; namaz kılmak için bizimle temiz olmamız gerekiyor…..De mi??? yönelmek içinde….Ben cinleri ve insanları ancak ne için yarattım… ibadet etsinler diye de geçiyor kulluk etsin diye de geçiyor…
Bknz. İlgili Âyet

Zariyat Sûresi 56. Âyet

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ Ve mâ hâlaktul cinne vel inse illâ li ya’budûni.Ve Ben, insanları ve cinleri ,Bana kul olsunlar diye yarattım.


ya’budûneabd kelimesi ; Türkçe ye 2 Şekilde tercüme edilmiş.
Ya ibadet etsinler diye… Aynı Fatiha Sûresi olduğu gibi.. İyya ke na’budu olduğu gibi
Ya da kulluk etsinler diye… Kulluk etmek ibadet etmeyi de kapsıyor.. Çünkü aslında 2 side aynı şey..
Kafalarda İslami terminaloji diyim..İnsanların oluşturduğu terminoloji de ibadet namaz oruç zekat gibi kapsayan ritualler gibi algılanmış.. ama kelimenin aslında kulluk genel bir kavram yapılan ibadetsel ritualler ise bunun sistematik  şeriatı kısımları.. asıl olan ALLAH a  kulluk etme nin boyutu…
İşte oradaki biraz evvelki Hicr Sûresinin sonunda da ..kulluk et yakîn gelinceye kadar… ama ben biraz daha özele indireyim.. daha anlaşılır boyuta geldi.. Salavât kelimesi Salât kelimesi, namaz anlamına da geliyor ..ALLAH ın  kullarına ettiği Rahmet olarak ta oluyor..
İşte o ikisinin  birleştiği yeri söylüyorum şu an…Farklı bir boyuttan anlatıyorum.. demin genel bir boyuttan söyledim şimdi daha özel bir boyutuyla söylüyorum…
Sen ALLAH a Salât ile yakînlaştığın da ALLAH ta sana Salâtla yaklaşıyor..
İşte Hicr Sûresinin sonunda da buna bir işaret var…
Bir Hadis-i Kutsi var…
Hadis-i Kutsi de diyor ki; ALLAH -U TEÂLA..
Hadis-i Kutsileri biliyorsunuz değil mi?
Bir Âyetler var…ALLAH U TEÂLA nın Kur’ân-ı Kerîm da net söyledikleri birde Hadisler var Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)in kendi ağzından  çıkanlar…
Bir de Hadis-i Kutsi var…
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ALLAH-U TEÂLA  diyor ki diye başlayanlar hadis kitaplarındaki…
Ya da yekûlûne diyor ki diye başlayanlar var..
Bunlar da ALLAH-U TEÂLA nın Resûlune söylediği bizzat söylediği ama Kur’ân-ı Kerîm de yer almayan Hadisler var..Buna Hadis-i Kutsi deniyor..
Bu Hadis-i Kutsiler Buhari gibi Müslim gibi Sahih Buhari gibi kitaplarda çok net yer almış şeylerdir..Yani şüpheli şeylerden değildir…
Hadis-i Kutsi  diyor ki ;ALLAH U TEÂLA , ben namazı ikiye ayırdım yarısı ‘’Ben’’im için yarısı ‘’Kul’’um içindir…
(….)
Namazı taksim ettim 2 kısım olarak  yarısı ‘’Ben’’im için yarısı ‘’Kul’’um içindir…
Namaz dediğimizde Salât dediğimizde … olay bugün ki anlattığımız şeyle ilgili..
Bunu Fatiha Sûresi olarakta yorumlamışlar.. Fatihanın yarısı ‘’Ben’’im için yarısı ‘’Kul’’um için..Oradaki biyologlar öncekilerden biliyorsunuz ALLAH-U TEÂLA yı övüyor..El hamdu lillâhi rabbil âlemin; Er rahmânir rahîm; Mâliki yevmid dîn … kısımları ’Ben’’im için gibi anlaşılıyor o diğer kısımları ise ’Kul’’um için..
Şimdi Fatihasız Salât olmaz kısmından ..Bunu Fatiha içinde açıklanmış …Çok doğru çünkü bizim dediğimizi destekliyor …Fatihadan girelim namazı öyle şey yapalım…
Sen İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn diyorsun ..
iyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn derken ALLAH a yöneliyorsun..
İyyâke nestaîn derken yalnız senden  yardım dileriz derken sen ALLAH a yöneliyorsun..
El hamdu lillâhi rabbil âlemin; Er rahmânir rahîm; Mâliki yevmid dîn derken de ALLAH ta sana ne yapıyor??
İkramını ediyor..Sen isteyince RABbim vermez mi?
Bu anlamında..
Hadis-i Kutsi de de ben ‘’Kul’’uma  istediğini verdim diyor.. Fatihayla bu..43:13
Ama genel anlamında ‘‘Salât ”dediğimiz de yani sadece Fatiha değil.. namaz değil genel Salât  dediğimizde bu dediklerimizi destekleyen bir şey oluyor… yani Salâtı ben  iki kısma ayırdım .. yarısı ‘’Ben’’im için yarısı ‘’Kul’’um için..
Yani sen Salâtı ALLAH için yapıyorsun..
ALLAH U TEÂLA nın ihtiyacı olmadığı halde bakın.. Yanlış anlamayın… ALLAH için derken.. ALLAH a  yönelip kulluk gayret içerisinde yapıyorsun..
Hicr sûresi 99. Âyetler deki gibi… bana kulluk edin sana yakîn gelinceye kadar
Yönelme anlamında Salât ediyorsun…
ALLAH U TEÂLA da sana  ‘’O’’ Salât la kendi Salâtıyla Nuruyla Lütfuyla Rahmetiyle karşılık veriyor…
Bu Hadis-i Kutsi ile desteklemek istedim…
Arkadaşlar biz ‘’temiz’’ değiliz…’’Temizlenmek’’ için yaşıyoruz… Aslında biz ‘’temiz’’ idik..
Bu temizliği maddi kirlilik anlamında söylemiyorum..
İmandaki Kemâliyet  anlamında söylüyorum…Siz  imanda Kamîl değilseniz..
Şirkle düşünme ve ibadet etmeyi yakîn olursunuz…
Bakın yaşamak var.. birde ibadet etmek var …
Değişik bir âlana  gireceğim lütfen demek istediğimi çok iyi anlayın…
Bunu hep bahsettiğim de ikazlar geliyor ama ne demek istediğimi anlarsanız çok iyi yaparsın…
Duhâ Sûresinde diyor ki;

Duhâ Sûresi 7. Âyet

وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدٰى Ve vecedeke dâllen fe hedâ. Ve seni dalâlette buldu sonra hidayete erdirdi.


Ve vecedeke dâllen fe hedâ. Diyor..
ALLAH U TEÂLA Resûlune(s.a.v.) söylüyor..
Biz seni bulmadık mı?
Dâllen-dalâlette bulmadık mı?
fe hedâ-Hidayet etti..
Şimdi burada dâlalette olmak.. Bizim gibi sapkınlık ,sapıklıkta olmak değil..
Ama ALLAH tan bakıldığında yine de dâlalet..
Nereden bakacağız..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) baktığımız yerden bizim imanımızın yani Müslüman olmuş halimizde imanımızın en kâmil olmuş noktası bile Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kıyaslandığında ne yani ???!!!
Ama ALLAH tan bakıldığın da kamil iman,din,şeriat bildirmeden yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bile seni dâlalette  buldukta sana  hidayet etmedik mi? Diyor..
 Şimdi ALLAH ın Resûlu (s.a.v.) bile… dâlaleteyken..bizim eksik yanlarımızla da çok temiz olmamızı mümkün değil…
Bizi ne  temizliyor??
İşte Âyetler temizliyor..
Âyetleri öğrenirsek  idrak edersek ve yaşarsak daha da temiz oluyoruz..
Sünnetler temizliyor..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) nasıl olayları anladığının ve yaşadığını duyar ve yaparsak temizleniyoruz..
Âyetler , hadisler sonra kendimiz tefekkür ederek, düşünerek, imanımızı artırıcı faaliyetlerde bulunduğumuzda ne yapıyoruz ?? Temizleniyoruz..Üstüne üstlük ibadetlerin amacı bu…
ALLAH-U TEÂLA ya yöneldiğimiz de ALLAH-U TEÂLA bize o Salâtıyla ne yapıyoruz..
Temizleniyoruz..
Bakın bu seferde ALLAH bizi temizliyor..
Hem yakînlığı oluşturmuş oluyorsun ..
RABbinle senin arandaki duygusal diyaloğu iletişimi kuvvetlendirmiş oluyorsun..
Hem de ikram sahibi olan ALLAH yani Rahim olan ALLAH’ta sana Nuruyla Salât Nuruyla tecelli ederek senide temizliyor..
Nereden anlıyoruz temizlendiğimizi..
İşte demin okumadık mı? Ahzâb Sûresi 43. Âyeti

Ahzâb Sûresi 43 Âyet

Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O’dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir. 

Seni zulumâttan  nura çıkarmak için diyor… Bizim bulunduğumuz zulumât..bahsettiğimiz imani değerlerde ALLAH a yönelişimizdeki eksik olan kısımlardan oluşan bir karanlık.. Bir de dünyada yaşıyoruz.. esfele seefilîn. (Tîn Sûresi 5. Âyet) aşağıların aşağısı..

Salâtta bu işe yarıyor..
Şimdi ikinci kısma geçelim..
Allahumme salli  âla diyor.. Birinci emir bu..
Şimdi ikinci emire geldik..
  • Ahzab Sûresi 56. Âyet
  • İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).
sellimû teslîmâ(teslîmen)—Sellim emirdir Arapçada emiri hazır denir buna..Şöyle yap emridir..
Buradaki emir aslı sellim..Sellim Selâm ver demek…
Nur Sûresi 27.Âyet ve 61. Âyette geçiyor..
İlgili Âyetler;

Nur Sûresi 27. Âyet

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَاْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰى اَهْلِهَا ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tedhulû buyûten gayra buyûtikum hattâ teste’nisû ve tusellimû alâ ehlihâ, zâlikum hayrun lekum leallekum tezekkerûne
Ey âmenû olanlar! Evlerinizden başka evlere, izin isteyip ev halkına selâm vermedikçe (içeri) girmeyin. Bu, sizin için hayırdır. Umulur ki; böylece tezekkür edersiniz.

Nur Sûresi 61. Âyet

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرٖيضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَاْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُ اَوْ صَدٖيقِكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَاْكُلُوا جَمٖيعًا اَوْ اَشْتَاتًا فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةً كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُون

Leyse alel a’mâ haracun ve lâ alel a’raci haracun ve lâ alel marîdı haracun ve lâ alâ enfusikum en te’kulû min buyûtikum ev buyûti âbâikum ev buyûti ummehâtikum ev buyûti ihvânikum ev buyûti ehavâtikum ev buyûti a’mâmikum ev buyûti ammâtikum ev buyûti ahvâlikum ev buyûti hâlâtikum ev mâ Melektum mefâtihahû ev sadîkıkum, leyse aleykum cunâhun en te’kulû cemîan ev eştâtân, fe izâ dahaltum buyûten fe sellimû alâ enfusikum tehıyyeten min indillâhi mubareketen tayyibeten, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum ta’kılûne
Âmâ (kör) olana bir güçlük yoktur. Ve sakat olana, hasta olana bir güçlük yoktur. Ve size de evlerinizde veya babâlarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcâlarınızın evlerinde veya hâlalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya anahtarlarına sahip olduğunuz (yerlerde) veya arkadaşlarınızda yemek yemenizde bir güçlük yoktur. Topluca veya ayrı ayrı yemeniz de size günah değildir. Evlere girdiğiniz zaman birbirinize Allah’ın katından mübarek ve tayyib bir selâm ile selâm verin! İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.

Evlerinize girdiğiniz de Selâm verin diyor.. tu sellimû(Nur Sûresi 27. Âyet) aynı kelime..

Bazıları buna teslim olun anlamına vermişlerde oda var derinlerinde ama Kur’ân-ı Kerîm daki ifadesiyle sellim Selâm ver demektir ..bu çok net…
Bunu neden vurguluyorum..!!!
Bu sohbetleri dinleyenler var şu meal de söyle söylenmiş..siz niye söylüyorsunuz..demeyesiniz diye bunu şey yapıyorum..
Birinci anlamıyla Selâm ver demek..
Birazdan bunu neden böyle olduğunu anlayacaksınız..
Çok netleşecek..
Selâm verin kime ?
Resûlullah (s.a.v.)e.. Yani Nebiyye.. Selâm verin ..nasıl bir Selâm??
Teslimiyetli bir Selâm .. 50:10
Teslim haliyle bunu birazdan açıklayacağım..
Şimdi Selâm kime verilir canlıya verilir..
Es Selâmu aleykum.. burada Selâm verin diyor..
Buradaki ifade Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) e …
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  hayatta değil.. Ama Selâm verin diyor..
Âyet- i Kerim de diyor ki..;Siz diyor ALLAH yolunda öldürülenlere, ölenlere ölü demeyiniz..
Onlar Haydırlar..
Bknz. İlgili Âyet

Bakara Sûresi 154. Âyet;

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvâtun, bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûne.
Ve Allah yolunda öldürülen kimseler için “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz, farkında olmazsınız.

Diridirler ,canlıdırlar ve lâkin lâ teş’urûn fakat siz şuurunda değilsiniz..

ALLAH yolunda ölen bir kişi bile ‘’Ölü’’ demeyin diye bir emir varken..
ALLAH ın Resûlu(s.a.v.) Hatimien Nebiyye bizim ölü dememiz doğru değil.. Hay..ama biz şuurunda değiliz..
Yani başka bir boyutta diriliği var..
Zaten Umreye gidenler Hacca gidenler tavsiye ediliyor..biliyorsunuz..
Medine gidipte Ravzaya geçipte Peygamber Efendimizin(s.a.v.) huzuruna gelindiğinde sanki oradaymış gibi Selâm verin.. sizi görüyor gibi ve Selâmı alıyor gibi..
Zaten buda  hadislerde  Peygamber Efendimizin(s.a.v.) Sahabe Efendilerimize (r.a) mıza tavsiyesi..
Bana geldiğinizde beni görüyormuş gibi Selâm verin diyor..
Aynı şekilde Sahabe Efendilerimiz (r.a) sormuş.
Ya Resûlulah (s.a.v.) demiş tama şuan sana Selâm veriyoruz.. emir ama .. siz dünyanızı değiştirdikten  sonra ne yapacağız? Demiş
Demişki;
ALLAH; Peygamberlerin cesetlerini  toprakta çürümesini men etmiştir.diyor..
Biz nasıl Selâm vermeliyiz..?? Âyete göre ..
Aynel yaşıyormuş gibi Peygamber Efendimizin(s.a.v.)
Bu konuları çok iyi biliyorsunuz ama ben yine de izah ediyorum.. Hayattaymış gibi Selâm verilecek..
İyi de Nereye vereceğiz…?Görmüyoruz nasıl vereceğiz?Teslimen denilen kelime bunu açıklıyor..
Teslimen – Arapça da hal denilen bir kelime.. Hal o fiili nasıl yapacağının göstergesidir..
Ben işe gittim nasıl gittim.. yürüyerek gittim türkçede de öyle bu yürüyerek kısmı ..hal..
Nasıl yaptın  yürüyerek..
Ben evde  erkenden uyudum..Nasıl uyudum çok mithat halde yürüdüm ve erkenden .. işte bunu hal açıklıyor..
Hangi hal üzerine olacağınızı..
Teslimen de  nasıl Selâm vereceğimizi izah ediyor burada..
Şimdi teslim kelimesinin birçok anlamı var..
Burada şu  var…
Türkçede postacı  mektubu adrese teslim etti diyoruz..
Burada aynı kelime ..Teslim diyor ya aynı kelime..Teslim hedefe ulaştırmak anlamına geliyor..
Yani nokta atışı.. yani biz Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) e öyle bir Selâm vereceğiz ki tam hedefine  ulaşacak şekilde.. yani havaya vermeyeceğiz.. uzaklardaki bir Resûle(s.a.v.) bir Selâm vermeyeceğiz..Teslimen diyor ya  adrese teslim bir Selâm vereceğiz.. yani görür gibi yani karşımızda gibi..
Bak bunlar benim tavsiyelerim değil..
Bunlar Âyetin incelikleri..
ALLAH U TEÂLA nın istedikleri.. Kendi kafamdan bir şey söylemiyorum..
Görür gibi vermek gerekiyor..
Yani Peygamber Efendimiz (s.a.v.) karşımızda Selâm vereceğiz
Peki  bunu nasıl olduğunu yine Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)den öğreniyoruz..
Hani  Sahabe Efendimiz(r.a) demiş ya biz sana nasıl Selâm vericez..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)de diyor ya; ALLAHumme salli âla seyidine muhammedin ..
Diyor..Namazlarda.. Burada da Selâm verceğiz.. tamam sen hayattayken Selâm veririz diyorlar ama ölünce nasıl vereceğiz..
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) işte onu da açıklıyor..
Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Rasul ALLAH
Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Habib ALLAH
Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin
Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Nûra ‘Arşillâh.
Hepsi değil bunların.. bunlardan birisi.. Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Rasul ALLAH mesela.. Nebiyyi ALLAH..gibi..
Esselatu Vesselâmu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin..
Evvelkilerin ve Ahirlerin Seyidi Efendisi anlamında…
Nûra ‘Arşillâh-Arşın Nuru..
Arşın onun Nuruyla vesile olarak aydınlandığı anlamına geliyor..
Bunlar ifadeler ..Ama özü.. Esselatu Vesselâm demek.. Yani karşında gibi..bu pek bilinmeyen bir konu.. başka bir yerde okumadım..
Salât ı ikiye ayırırsak.. fiiliyat olarak eylem olarak söylüyorum..
Allahumme salli  âla seyidine Muhammed demek var..Burada hitap kime ???
ALLAH a..
Bakın  Rasullaha(s.a.v.) değil burada Hitap ALLAH a..havale ediyoruz dedik ya..
Allahumme demek ‘’ey benim ALLAH ’’ ım demek.. salli alâ onun üzerine sal.. Salavâtı sal.. rahmet et..Salâtı indir… kimin üzerine Seyidine Muhammed.. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
Bunun gibi ifadeler var.. yüzlerce hadis kitaplarında ifade var..
Ama 2 ye ayırıyoruz bakın..
Çok kolay bir yöntem… Allahumme ile başlayanlarda.. bu âyete göre Salât edin..salli âla kısmı tecelli ediyor.. Selâm kısmı var.. Esselatu VesSelâmu dediğimiz kısımlarda da Âyetin 2. Kısmı tecelli ediyor..
Ona Selâm verin kısmı..
Birincisinde Hitap yöneliş ALLAH a… ikincisinde direk olarak.. Peygamber Efendimiz (s.a.v) e 57:13
Esselatu VesSelâmu Aleyke –‘’ ke’’ demek sen demek.. Senin üzerine olsun…Bak biz karşımızda Selâm verirken .. Es Selâmun aleykum.. Selâm sizin üzerinize olsun diyoruz.. Vesselâmu Aleyke de direk hitap var birebir.. Yani kelimelerde gizli..
Yani bundan sonra rica ediyorum.. Âyetleri yaşayacağız..biz burada sevap olsun diye aa ne güzel zaman geçirdik..aa ne güzel feyizli sohbet oldu diye.. Burada değilsiniz.. Ya da dinleyenler bu maksatta değil..Kurana yönelenlerde bu konumda değil… AA bunu öğrendik tamam yaşayalım..
Âyetin ilk kısmı.. Bizim ALLAH a yönelmemiz… ALLAH ın ve Meleklerin O na karşılık vermesiyle ilgili bir idrak…İkinci kısımda madem ki ALLAH  ve Melekleri Resûlune  Salât ediyor .. Benim de etmem gerekiyor..Günün büyük bir kısmında.. Salât etmem ve Salavât getirmem  gerekiyor..
Salât getir Salavât getir ortalığa atılan bir laf gibi..
100 lerce çekiliyor..Resûlullaha (s.a.v.) bir yöneliş yok..
100 lerce çekiliyor ALLAH a bir yöneliş yok.. ALLAH tan talep yok…
Ezbere Salât getirirsem cennete giderim.. Sefahatine nail olurum..
Yani anlaşılmıyor arkadaşlar.. Yani idrak edilmiyor arkadaşlar.. Yani ALLAH U TEÂLA burada anlatıyor..
Ne yapmamız gerektiğini.. Ya ALLAH a havale edeceksin oradan  Resûlune Salât etmesini isteyeceksin..
Sen edemezsin senin konumun ona direk Salât etmene uygun değil..
Yukarıda ya da Selâm edeceksin… Selâm vereceksin…bir yere girdiğin  gibi Selâm vereceksin.. Tabi daha edepli olacaksın tabiki .. Ve bu Selâm vermede rastgele havaya değil.. Resûle(s.a.v.) Selâm olsun … Hayır burada Âyeti Kerime de diyor ki.. Teslimen diyor..  Karşında görür gibi..Bu da Âyete imandır..
ALLAH yolunda ölenlere ölüler demeyiniz..onlar diridir..(Bakara Sûresi 154. Âyet)
Herhangi bir kuluna diyemezken..Resûle öldü diyemezsin. İstersen de. Ben karışmam..
(….)
Salâtta hitap ALLAH a …ALLAH a hitap ediyorsun ALLAH ta görevlendirdiği Seyyar Melek denilen(Hadis-i Şeriflerde) onu bana ulaştırır.. Ama Selâm da öyle değil… Direk ilişkin var senin… Meleğe ne gerek var.. araya niye giriyor Melek.. aley‘’ke’’ sana diyorsun… şimdi daha iyi anladığınız değil mi?
Hadis-i şerif  te diyor ki; Nerede olursan ol.. Görür gibi Selâm vereceksin diyor..
Hacca ve Umreye herkes gidemiyor ki!! Onlar şimdi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Selâm veremeyecekler mi?
(…)
Sen ALLAH ın ve Meleklerin sürekli olarak Salât getirdiğini biliyorsun artık..
Emir de var .. Yöneliyorsun aslında ‘’Ey ALLAH ım ‘’ diyorsun.. Dua da bire bir yönelmek var..
Ey ALLAH ım ben Salât edemiyorum… Emir var.. Sen Nebiyyinin üzerine Salât getir… Düşüncesiyle onu söyleyeceksin..
Eğer Salavât getirmek ise…
Eğer Selâm ise (Âyetin ikinci kısmında Hz. Peygambere(s.a.v.) Selâm verin diyor ..yani emir..) bunun dediğinde ne yapacaksın.. Görür gibi yöneliceksin… Ve Selâm vereceksin.. Bakın bu emir..
Yani Farz diyeceğim ..diyemiyorum.. Fıkıhen farz diyemiyorum… Fıkıh olmasa farz derim de… Fıkıh ilimlerinde her şey farz değil.. Ama ALLAH ın emiri diyim…
Arapça daki sellim in ifadesi… Emr-i  Hazır..( muhatap fiilin emir yapılması)
Emir ..emir.. dil bilgisi kuralı bile emir..Âyeti öğrendikten sonra da yapmak lazım artık…2.ifade Teslimen ; Tam bir teslimiyet anlamına geliyor..
Bu kitaplar da çok kullanılmış… Tam bir teslimiyet ..Tam bir teslimiyetle ne demek?
Hava da kalan bir kelime değil mi?
Tam bir teslimiyetle.. Ancak şunu diyebiliriz… Yüksek bir konsantrasyonla..
Şimdi Selâm ver ..tam bir teslimiyetle… Yani tam uymuyor…
Şu olur belki gönülden sevgi bağı kurarak..
Ona teslim olmuş bir şekilde…olabilir belki..
Konstrasyon daha anlaşılır bir kelime  gibi oluyor..
Biraz daha genişleteyim.. Daha vaktimiz var.(İşte bereket ;Yazın bereketi)Bu 56 var ya bu 56.. Ahzâb Sûresi 56 . Âyet iyidir…. Salât kavramını açıklıyoruz arkadaşlar..
Namaz kılıyoruz.. Namazın ismi Salât.. Namazın aslını anlatıyor bize..
Salât yönelmek… Bunu anlamak ..yeterli..
Salât öyle bir kavram ki :
Kul dan ALLAH a var… Namaz..
ALLAH tan Kul a var…
Meleklerden Kul a var..
ALLAH tan Resûlu ne var..
Meleklerden Resûlu ne var..
Bunlar Salât kavramı içinde..
Salâtın en anlaşılırı kelimesi ‘’yönelme’’…
Kitaplar da yönelme diye geçmiyor…
Salât kelimesi; Namazın ismi..
Koskoca bir Namazın… ALLAH U TEÂLA bu Âyetler de manasını gereği anlatılıyor..
Yönelme diyebiliriz buna… En anlaşılır …

Bknz. İlgili Âyet;


Bakara Sûresi 45.Âyet

وَاسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ وَاِنَّهَا لَكَبٖيرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِعٖينَ

Vesteînû bis sabri ves salâti, ve innehâ le kebîratun illâ alâl hâşiîne.
Sabırla ve namazla yardım isteyin. Ve muhakkak ki o  huşû sahibi olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

sabri ves salât- Salât namaz ile anlamlandırılıyor.. Tamam ..

Ama niçin derin namazlarını düşünmüyoruz.. ALLAH a yönelme olarak düşünün..
(…..)
İşte ALLAH U TEÂLA ;
Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).(Kamer Sûresi 22.  Âyet) ..
Kuran-ı çok çok kolaylaştırdım diyor…
Bakın samimi söylüyorum..
Konuştuklarımız var ya … Beni devreden çıkarın .. Tefsir kitaplarını bakın bakın o kadar zor kelimelerle açıklanmış, izah edilmiş ki… şu kadar da anlaşılır da değil.. Anlaşılması değil… yaşanır da değil..
Şimdi siz namaza yarısı Kulum için yarısı BEN im için ..Salât kelimesinde bu şekilde yöneliyoruz.. ALLAH a doğru yönelin..
Onunda size Salâtı ile yöneldiğini hissedin.. olay bitti..2.kısım Peygamber Efendimiz (sallallau aleyhi ve sellem) e Salavâtın ne olduğunu anladınız..
Ama ezbere işte şiirler şarkılar okunuyor… ALLAH ve Melekleri Salât ediyor ..size ne oluyor…Mü’minler diyor sizde Salât edin… Öğrendiniz artık gerçeği ne duruyorsunuz.. gibi Âyet var..Ya RABbim ben yapamıyorum.. ALLAH IM Resûle(s.a.v.) Salât et ..ravzasına Salât indir..Ravzaya özgü söylüyorum.. Ravzaya Mutaharaya Nurunu indir ..vekil tayin ediyor..
Allahümme Salli âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli seyyidina MuhammedÂla üzerine ali –ailesine..
Buradan öncelikle Ehli-Beyt anlaşılır..
İkincisinde ona yakîn olanlar anlaşılır.. Tabiyat konusunda..
Ashabına (r.a) diyoruz.. Sahbihi vessellım dıyoruz..… sohbet arkadaşlarına demek…
En yakînında kim yatıyor.. Hz. Ebubekir(sıddık)(r.a) kabri yanında Hz.Ömer (r.a) yatıyor.. Hz. Ali(r.a) yi nereye koyacaksınız..ailesine mi sohbetinemi ? Hz Osman (r.a) var.. Yayın bunu yani..
Şöyle bir şema sunayım size.. ALLAH U TEÂLA dan Ravzasına diyelim… Salât Nurunu indirmesini istiyorsunuz..Oradan da yatay olarak  O Salât Nurunun Ashabına (r.a) ve Ehline oradan da bütün Müslümanlara ve size de…bakın sistemi görüyormusunuz… Salât mekanızmasını ALLAH a yönlendirerek Resûle yönlendirerek aslında sende menfaatleniyorsun… Sen onun ailesinden olmada tabi isen oraya ona inen Salât…yayılıyor…
Hani ben seni alemlere Rahmet olarak gönderdim diyor ya..
Bknz. İlgili Âyet;

Enbiyâ Sûresi 107. Âyet;

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖين

Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn(âlemîne).
Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.

İşte bu Alemlere de Rahmet olarak ta bir göstergesi… Onun üzerine inen Salât la.. bütün dünya da nasipleniyor aslında..Sen de ALLAH tan O an Salât indirme talebiyle bu Rahmet sistemine de katkıda bulunuyorsun..aynı zamanda…Son dediğimi anladınız mı?

 Salât Peygamber Efendimiz (s.a.v.) aracılığıylada olmuyor mu?
 Ona iniyor ve dünya dönüyor… Sen de bunu talep etmek la ALLAH a yönelmekle ..Bu Rahmet Sisteminin artmasını da katkıda bulunuyorsun… Vesile olmuş oluyorsun ..bu da sana emir.. sen katkıda bulununca da.. Sana da Salât ediliyor rahmet ediliyor.. Yani ne güzel bir din ya ne güzel bir sistem ya yediğin sevap içtiğin sevap…Salavât sevap.. yani muhteşem bir şey.. 1:11:43
 Afrika da bir Müslüman Peygamber Efendimize(s.a.v.) Salavât getirerek.. aslında bize destekte olmuş oluyor..
Ravzaya inen Salât Müslümanlara yayıldığı için… Afrikada ki Müslümanın duasından faydâlanıyoruz..aslında..
(…)
İkinci kısım;Selâm
Selâmun aleykum var bir de Es Selâm aleykum diyoruz.. Es Selâm ALLAH U TEÂLA nı Esmaul Husnâlarından dır..
Karşındakine ne diyorsun aslında biliyormusunuz?ALLAH ın Es Selâm Esması senin üzerine olsun diyoruz.. Bu hiç hafife alınacak bir şey değil..Selâm ı açıkladık geçen hafta hatırlıyormusunuz?
 Bknz. İlgili Âyet;

Ahzâb Sûresi 44. Âyet :Kendisine kavuştukları gün, Allah’ın onlara iltifatı, «selâm» dır. Allah onlara çok değerli mükâfat hazırlamıştır.


Burdaki en büyük cennetin ALLAH ın Selâm isminin bir tecellisi olan ALLAH ın aslında Cemâlullahının tezahürleri olduğunu anlatmıştık..
Bu basit bir şey değil aslında… Siz aslında bu dünyada birine Selâm verirken…
ALLAH ın Selâm Esmasıyla ALLAH ın Cemâlinin tecellisininde üzerine olmasını dua ve talep ediyorsunuz..
Bunun bir sistem olarak yayıldığını bir düşünsene… Namazda sağa tarafa Selâm veriyorsun Es-Selâmu aleyküm ve rahmetu’llahi..Nereye Selâm veriyorsun..önce iman etmek zorunda olduğun ..etmediğin zaman dinden çıkacağın meleğe…
İlgili Âyet(ler)

İnfitâr Sûresi 10. Âyet

وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظٖينَ

Ve inne aleykum le hâfızîne
Ve muhakkak ki, sizin üzerinizde mutlaka (hıfzeden) hafaza Melekleri vardır.
 İnfitâr Sûresi 11. Âyet

كِرَامًا كَاتِبٖينَ

Kirâmen kâtibîn(kâtibîne).
Şerefli yazıcılar (kaydediciler) olarak.
İnfitâr Sûresi 12. Âyet

يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

Ya’lemûne mâ tef’alûne
Yaptığınız şeyleri bilirler.

Görüyormuş gibi vermemiz gerekiyor..Oradan da sağ tarafındaki Müslümanlara Batı tarafındaki Müslümanlara..
Meleklere cemiyetindeki kişilere oradan da bütün.. Doğu tarafındaki cemiyete Müslümanlara veriyorsun..
Sonunda ne yapıyorsun…???!!!!
ALLAH a yöneliyorsun…ALLAH a Selâm verilmez ki… Ne yapıyorsun?Tahiye ediyorsun…
Allahumme entesselâmu ve minkesselâm, tebarekte ya zel celali vel ikram.
Allahumme entesselâmu :ALLAH ım Zaten Selâmsın…ve minkesSelâm:Selâm da sendendir…(Selâmın aslı sensin,Selâm da sendendir..)
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) tahiyyatta da bunu öğretiyor..
Et-tahıyyâtu  lillâhi vessalevâtü vettayyibât..
Gidilebileceği en son Mekanda Miraç ta Rabbisine Tahiyyatla Selâm veriyor..
Selâm a Selâm .. ALLAH a haklı diyebilirmiyiz..ALLAH zaten Hak… ALLAH a Selâm verilir mi? ALLAH zaten Selâm..
Namaz sonunda da bunun bir şeyi var… İşte Peygamber Efendimize (s.a.v.) Selâm edin derken… Bire bir o konsantre Selâm da da ALLAH ın O  Selâm Esmasının tecellisi verdiğinizi de unutmayın diyor burada ..
Arkadaşlar 2014 yılında yaşıyoruz..Artık herşeyin bütün toplumda herşeyde idrakın çok yükseldiği toplumsal aklın çok yükseldiği bir devirde yaşıyoruz… artık …artık bebekler birkaç aydan sonra bile uzaktan kumandayı kullanıyor..
Bizde artık dini…  Kur’ân-ı Kerîm ve Kur’ân-ı Kerîm terimleri öncekilerin anladıklarından farklı anlamak zorundayız…yaşantımıza bunları  geçirmek zorundayız..1.16.27
Bunlar olunca daha şuurlu bir müslüman  olacağız…kanaatindeyim …işte Kur’ân-ı Kerîm bunun için çok büyük bir nimet…
İşte bundan sonra bu sene birçok kavramın işledik..
Haniflik gibi Zikir gibi Tesbih gibi konuları işledik… en son konuda müthiş olduğu sezon sonu finali ALLAH nasip etti…
Salât denilen kavramın öyle basit bir şey olmadığını …
ALLAH-U TEÂLA ya Yöneliş ALLAH-U TEÂLA nın da Kullarına Yöneliş olduğunu Yönelmesini olduğunu anladık ..
Bizim yönelmemiz Kulluk ile Namaz ile belki ama ALLAH-U TEÂLA nın Yönelmesi Rahmeti ile Nuru ile …Bizi Temizleyen Nuru ile olduğunu anladık …ve bunu hem ALLAH-U TEÂLA  ya Yönelmek için hem de onun Resûlune(s.a.v.) göndermek için bir vesile olduğunu anladık..
ALLAH böyle güzel bir idrak etmeyi nasib eylesin İnşaaâlah..
ALLAH Kur’ân-ı Kerîmden  ayırmasın.. kendine güzel bir kul olmayı nasip etsin İnşaallah..
Hakkınızı Helal edin ..Çok cesaretli şeyler söylüyorum..ALLAH ın indinde İnşaallah öyledir..
 
Hakkınızı helal edin..
El Fatiha..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.