Monthly Archives: Şubat 2025
Esma ul Husna (el HASİB)
Fussilet suresi 12.sohbet (25.ayet) “kariin”
FUSSİLET 25
Biz onlara birtakım (kötü) arkadaşlar sardırdık. Onların önlerinde ve arkalarında bulunan herşeyi onlara süslü gösterdiler (yaptıkları işlerin güzel olduğunu söylediler). Kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan topluluklarına (uygulanan) söz, kendilerine de gerekli oldu (bunlar da azabı hak ettiler), çünkü hep ziyanda idiler.
وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَٓاءَ فَزَيَّنُوا لَهُمْ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ ف۪ٓي اُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْاِنْسِۚ اِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِر۪ينَ۟
Ve kayyadna lehum kurenae fe zeyyenu lehum ma beyne eydihim ve ma halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fi umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins, innehum kanu hasirin.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve kayyedna | ve biz musallat ettik | قيض |
| 2 | lehum | onlara | |
| 3 | kurana’e | birtakım arkadaşlar | قرن |
| 4 | fezeyyenu | süslü gösterdiler | زين |
| 5 | lehum | onlara | |
| 6 | ma | bulunanı | |
| 7 | beyne | onların önlerinde | بين |
| 8 | eydihim | onların önlerinde | يدي |
| 9 | ve ma | ve bulunanı | |
| 10 | halfehum | arkalarında | خلف |
| 11 | ve hakka | ve gerekli oldu | حقق |
| 12 | aleyhimu | kendilerine | |
| 13 | l-kavlu | söz | قول |
| 14 | fi | ||
| 15 | umemin | topluluklarına | امم |
| 16 | kad | ||
| 17 | halet | gelip geçmiş olan | خلو |
| 18 | min | ||
| 19 | kablihim | kendilerinden önce | قبل |
| 20 | mine | -den | |
| 21 | l-cinni | cin(ler)- | جنن |
| 22 | vel’insi | ve insan(lardan) | انس |
| 23 | innehum | çünkü onlar | |
| 24 | kanu | idiler | كون |
| 25 | hasirine | ziyanda | خسر |
Fussilet suresi 11. sohbet (22-24.ayetler)”Rabbe karşı zannın ziyanı”
FUSSİLET 22 :
“Siz (günah işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahidlik etmesinden gizlenmiyordunuz, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmeyeceğini sanıyordunuz.”
وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ اَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَٓا اَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلٰكِنْ ظَنَنْتُمْ اَنَّ اللّٰهَ لَا يَعْلَمُ كَث۪يراً مِمَّا تَعْمَلُونَ
Ve ma kuntum testetirune en yeşhede aleykum sem’ukum ve la ebsarukum ve la culudukum ve lakin zanentum ennellahe la ya’lemu kesiren mimma ta’melun.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve ma | ve değildiniz | |
| 2 | kuntum | siz | كون |
| 3 | testetirune | gizleniyor | ستر |
| 4 | en | ||
| 5 | yeşhede | şahidlik etmesinden | شهد |
| 6 | aleykum | aleyhinize | |
| 7 | sem’ukum | kulaklarınızın | سمع |
| 8 | ve la | ve değildiniz | |
| 9 | ebsarukum | gözlerinizin | بصر |
| 10 | ve la | ve değildiniz | |
| 11 | culudukum | derilerinizin | جلد |
| 12 | velakin | fakat | |
| 13 | zenentum | sanıyordunuz ki | ظنن |
| 14 | enne | elbette | |
| 15 | llahe | Allah | |
| 16 | la | ||
| 17 | yea’lemu | bilmez | علم |
| 18 | kesiran | çoğunu | كثر |
| 19 | mimma | ||
| 20 | tea’melune | yaptıklarınızın | عمل |
FUSSİLET 23 :
“İşte Rabbinize karşı beslediğiniz bu zannınız, sizi helak etti, ziyana uğrayanlardan oldunuz!”
وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذ۪ي ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰيكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ
Ve zalikum zannukumullezi zanentum bi rabbikum erdakum fe asbahtum minel hasirin.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve zalikum | ve işte bu | |
| 2 | zennukumu | zannınız | ظنن |
| 3 | llezi | ||
| 4 | zenentum | zannettiğiniz | ظنن |
| 5 | birabbikum | Rabbinize karşı | ربب |
| 6 | erdakum | sizi helak etti | ردي |
| 7 | fe esbehtum | ve oldunuz | صبح |
| 8 | mine | -dan | |
| 9 | l-hasirine | ziyana uğrayanlar- | خسر |
FUSSİLET 24 :
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateştir onların yeri. Ve eğer özür dileyip Rablerini razı etmek isterlerse özürleri kabul edilmeyecektir (çünkü özür dileme vakti geçmiştir artık).
فَاِنْ يَصْبِرُوا فَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْۚ وَاِنْ يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَب۪ينَ
Fe in yasbiru fen naru mesven lehum ve in yesta’tibu fe ma hum minel mu’tebin.
- Kelimeler