AHZAB (24.sohbet) 59.ayet “Tesettür 2″(ktpçk-5)#


SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNK’E TIKLAYINIZ:

https://yadi.sk/d/CBN2_Pqico2dT


AYET METİNLERİ


يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿٥٩﴾

Yâ eyyuhân nebîyyu kul li ezvâcike ve benâtike ve nisâil mu’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn(celâbîbihinne), zâlike ednâ en yu’rafne fe lâ yu’zeyne ve kânallâhu gafûran rahîmâ(rahîmen).

1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nebiyyu : nebî, peygamber
3. kul : de, söyle
4. li ezvâci-ke : (senin) zevcelerine, eşlerine
5. ve benâti-ke : ve (senin) kızların
6. ve nisâi : ve kadınlar
7. el mu’minîne : mü’min
8. yudnîne : sarınsınlar, örtünsünler
9. aleyhinne : onların üzerine
10. min celâbîbi-hinne : cilbablarından, dış giysilerinden
11. zâlike : işte bu
12. ednâ : en yakın, daha uygun
13. en yu’refne : tanınmaları
14. fe : böylece
15. lâ yu’zeyne : eziyet görmezler, eziyet görmemeleri
16. ve kânallâhu (kâne allâhu) : ve Allah ….. oldu, olandır
17. gafûren : mağfiret eden, günahları sevaba çeviren
18. rahîmen : rahmet eden, rahmet nuru gönderen, Rahîm esması ile tecelli eden
 Ey Nebî (Peygamber)! Zevcelerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (mü’min kadınlara) söyle, cilbablarını (bedenlerini örtecek elbiselerini) giysinler, sarınsınlar (örtünsünler). Bu, onların bilinmesi ve onlara eziyet edilmemesi ,incitilmemelerine daha uygundur. Ve Allah, Gafûr’dur (mağfiret eden), Rahîm’dir (Rahîm esmasıyla tecelli eden).

SES KAYDININ METNİ:


Ahzâb Sûresi (24)59.Ayet

Eûzubillâhimineşşeytânirracîym

Bismillâhir rahmânir rahîm


Geçen hafta biliyorsunuz.. Ahzâb Sûresi 59. Âyetin gereği olarak Tesettürle ilgili bir konuşmamız olmuştu..Bir giriş yapmıştık..

Tekrar dediğim gibi Kurân-ı Kerîmde asıl Tesettür Âyeti bu değil… özellikle Nur Sûresinde ard arda gelen Âyetler var..
Aynı zamanda Kadın ve Erkek münasebetlerini bildiren Âyetler Kurân-ı Kerîmın değişik yerlerinde geçmiş..
Burada arada bir Âyet olarak geçiyor ama çok önemli bir Âyet… burayı işlerken de biliyorsunuz..
Adetimiz şu üzere…
Âyetleri inceliyoruz ,orada geçen bir kavram var ise terminolojik bir şeyler varsa, orayı da mümkün olduğu kadar izah etmeye çalışıyoruz…
Çünkü Kurân-ı Kerîm’in terimleri anlaşılırsa Kurân-ı Kerîm daha iyi anlaşılır…
Kavramlar var ..bir de kelimeler var… kelimeler bir dilden başka dile bir kelimeyle izah edilebiliyor…misal : Masa, İngilizcede (Table); Arapça’da (Tavile) … Lakin kavramları bir kelimeyle izah  edemiyoruz..Onun üzerine biraz konuşmanız gerekebiliyor..
 ALLAH-U TEALA Kurân-ı Kerîm içerisindeki bu kavramları anlamamızı istiyor..
Bunları anlarsak , çok şeyi anlarız..
İşte Tesettür bu anlamda bir kavram…Buna sadece Başörtüsü diyemezsiniz..Bunun altında bir sürü fıtrati, hikmeti olay var..Bunu anladığınız taktirde, çok ayrıntı imiş gibi gözüken ya da toplumda ezbere bilinen bazı şeyler çok daha anlaşılır olacaktır..
Bir zaman sizin karşınızda da böyle bir sorun çıktığında, bilmeniz gereken, anlamanız gereken bir şey çıktığında da- ana felsefeler  anlaşıldığında- bunlara cevap çok daha kolay olacaktır..
O yüzden kavram olarak geçen hafta Tesettüre girmiştik…. hafif geri alacağım..Geçen haftaki konuşmaya bağlayacağım .geçen hafta zaman yetmemişti.. yoksa yarım kalır..
ALLAH-U TEALA  insanı yaratırken insanda üç önemli unsur yaratıyor..
 
Ruh, Nefs ve Beden..
Bunların koordinatörüde de ‘’Akıl’’…yani bilinç dediğimiz kuvvet ..
Nefs biliyorsunuz….
Cennette bulunan Adem ve Havva’nın hakim olduğu alan…
Burada Nefs yüklemesi yapılıyor… nereden anlıyoruz??? Biz Ademi nefsin  vâhıdetin‘den ve ondan da eşini yarattık..diyor

Araf Sûresi 189. Âyet

هُوَ الَّذٖى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ اِلَيْهَا فَلَمَّا تَغَشّٰیهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفٖيفًا فَمَرَّتْ بِهٖ فَلَمَّا اَثْقَلَتْ دَعَوَا اللّٰهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ اٰتَيْتَنَا صَالِحًا لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرٖينَ

Huvellezî halegakum min nefsiv vâhıdetiv ve ceale minhâ zevcehâ liyeskune ileyhâ, felemmâ teğaşşâhâ hamelet hamlen hafîfen femerrat bih, felemmâ esgalet deavallâhe rabbehumâ lein âteytenâ sâlihal lenekûnenne mineş şâkirîn. 
O odur ki sizi bir tek nefisten(nefsin vahidetin) yarattı, eşini de ondan yaptı ki gönlü buna ısınsın, onun için vaktaki bunu derâğûş eyledi, bu hafifçe bir hamlin hâmili oldu, bir müddet bununla geçti, derken ağırlaştı, o vakıt ikisi bir kendilerini yetiştiren Allaha şöyle dua ettiler: bize yaraşıklı bir çocuk ihsan edersen yemin ederiz ki elbet şükreden kullarından oluruz

Demek ki Nefsin Hamulesi yaratılma özü/ kaynağı ‘’nefsin vâhıdetin’’..
‘’nefsin vâhıdetin’’ de önceki derslerden anlatıldığı gibi ..
ALLAH-U TEALA’nın Cemâl’ inden kaynaklanan bir nüve… (04:32)
Bunu Cennetle ilgili derslerde anlatmıştık. Yani basit bir kavram değil.. O derece yüksek..
Ve bu Nefsle beraber Adem ve Havva(insan) dünyaya indiriliyor..
Söylemeyi unuttum, en başta biliyorsunuz…Ruh var insanda ..Ruh yüklenilmiş..Nefste yükleniliyor..Bir şekilde de toprak bedenimiz..şuandaki yeryüzü bedenimiz olanla beraberde şuanda yaşamaktayız..
Herkeste şuan bir Nefs var..Nefsin kaynağını biraz evvel söylemiştik..
İşte bu Nefse ALLAH-U TEALA bazı özellikler yüklüyor ama bunu Kadına ve Erkeğe bazı Fıtrati farklılıklar oluşturacak şekilde de yüklüyor..
Geçen ders , Biyolojik bazı ipuçlarından gelirsek…
Kadında ne vardı XX geni var… Erkekte de XY geni var..
Bunu ilkokullarda bile öğretiliyor..Biz bunu Fen-Biyoloji derslerinde öğrendik..
Bir şeyde bir farklılık var ise ; Bunun muhakkak hikmetsel farklılığı vardır.. Bu biyolojik, bunun Nefisle ne ilgisi var diyemezsiniz..!!
ALLAH-U TEALA öyle bir sistem yaratmış ki..birşeyde küçük bir ayrıntı gibi gözüken bir şey,Büyük Alemde başka bir şeylere Tekabül ediyor..Kainatta,yani uzayda, biliyorsunuz..cisimler birbiri etrafına dönüyor…Atomik seviyede de birbiri etrafında dönüyor.. Sanki aynı sistem…
Çekirdeği etrafında dönen  elektronlar, bakıyorsunuz ..büyük Alemde de aynı şekilde…
Birisindeki ip uçları bir diğerinin  ipuçlarını veriyor..İşte buna ‘’Oku’’mak deniyor..Okuduğunuz takdirde bilmediğiniz alanlarda ilim sahibi olabiliyorsunuz…

Alak Sûresi 1. Âyet(İlk inen Âyet)

اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖى خَلَقَ

Ikra’bismi rabbikellezî halak.
Yaratan Rabbinin İsmi ile oku.
 

Ikra’bismi rabbikellezî halak var ya işte yansımalarından biri bu…
İşte siz Biyolojide X ve Y genlerinde bir şey yakalamışsanız…
Muhakkak ki o hiç tahmin etmediğiniz başka bir alanda bir şeyi açıklıyor..
Bu da ‘’’Tefekkursel  İlim’’ ..Tefekkür ettiğiniz de Rabbimin siteminde, ilim geliyor.. 06:58
Bu X ve Y genleri şunu ifade ediyor: X, cazibe unsuru… Nereden gelen bir cazibe… ALLAH’ ın Cemâl‘inden gelen bir cazibe unsuru…Bu kadında 2 katı verilmiş…XX  ! …Erkekte yok mu, var ..ama tek X olarak verilmiş ..Yani kadın daha endamlı,cazibeli yaratılmış..Bu bir fıtrat.. Bu ALLAH-U TEALA nın Muradı…Erkekte de  farklı olarak  ne var?.. Y geni var.. Y geni de kadın da yok…
Y geni “erk’”i , hakimiyeti temsil ediyor..
İşte biz bu şekilde dünyaya gönderiliyoruz..
X genlerine sahip ve karesiyle, fazlasıyla bulunan kadın da da cazibe olduğunu söylemiştik..
Kadında başka bir yansıma olarak ta şu var.. Kadın da daha duygusal bir yapı var….(nefsani yapının fazlalığı, duygusal tarafı kuvvetlendiriyor).. Bu duygusal yapının gereği kadın beğenilmek duygusunda yaratılıyor…Yani beğenilme arzusu var… Onay cümleleri talebi var..İşte bu olay,kadınlar değerlendirilirken yanlış değerlendirilen konu .. .Yani Tesettürsel konuda fazla gayretli olmayan kadınlara daha farklı ,hak etmedikleri cümleler sarf edilebiliyor.. Ama onların Fıtratlarında ‘’beğenilme duygusu’’var.. Bu tatmin edilmesi gereken bir duygu onlar için..
Bunun temelinde ne var?
En yukarılardan bakarsak..
Cemâlullahı unsur kendisinde tecelli ediyor ya …bunun bilinmesini istiyor.. 
Hak ettiğini düşünüyor o anlamda.. O yüzden dışarıya karşı, başkalarına karşı o duygusunun tatmin edilmesini istiyor..Özellikle Tessetüre zor giren bayanlarda bu mantığı görebilirsiniz.
Erkekte ne var?
Erkekte ise Y geni yani erk var sahiplenme duygusu var..Yönetme duygusu var.. Kontrol duygusu da diyebilirsiniz.. İşte bu 2 özellikleri  farklı  olanlar …aynı dünyada yaşıyorlar…
Ne oluyor peki.. Eğer İslami Şer-i kanunlar olmazsa ortalık karışır… Yani beğenilmek istenen bir yapı .. diğer yandan sahip olmak isteyen bir yapı.İşte ALLAH-U TEALA Şer-i Hükümlerle bunu mahdutluyor, sınırlıyor… Kadına Tessettür emri veriyor..Erkeğe de var.. Ama Erkek te X daha az tecellisi az olduğu için onun çok fazla değil..
Bunu Nasıl açıklamıştık…???
Kadının Tesettürü Elleri,Ayakları,Yüzleri hariç tüm vücudu…
Erkeğin göbeği ve dizi arası.. Bu neyin pratik göstergesi..
Kadınların erkekleri görmekle cinsel arzu duymaların çok az olduğunun göstergesi… Ama erkektede tam tersi.. Erkekte baktığı zaman kadının en ufak hariç olanları dışında olan o cinsel talebi olabiliyor…İşte o Y geninden ötürü.. Hani diyorlar ya..Kadın erkek eşit.. Değil işte ..
Bu eşitsizlik anlamında değil..Farklılık var..
Yani bu çok ciddi bir farklılık…
Erkekler zannediyor ki.. Kadınlar beni görünce cinsel şeyler uyanıyor…Hayır değil..Kadın, erkekteki  Y geninin tezahüründen ..(Tabi İnsanı değerlerde olması gerektiği gibi ) hoşlanıyor… İstisnalar var mı, var..Bir insanda Cemâli unsurlar çok yüksek tecelli ederse ,çok ciddi erkekte de cazibe olabiliyor… Kurân-ı Kerîm’de  bunun örneği var ..Kim? Hz Yusuf (aleyhisselam)…
Hz Yusuf (aleyhisselam) da Cemâlullah tecellisi, yüzünde o kadar fazla ki…
Züleyha, kadınları davet ediyor.. Birine meyve veriyor bıçak veriyor..Ellerini kesiyorlar..

İlgili Âyet Bknz..


Yusuf Sûresi 31. Âyet

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ اَرْسَلَتْ اِلَيْهِنَّ وَاَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَاً وَاٰتَتْ كُلَّ وَاحِدَةٍ مِنْهُنَّ سِكّٖينًا وَقَالَتِ اخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَاَيْنَهُ اَكْبَرْنَهُ وَقَطَّعْنَ اَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَاشَ لِلّٰهِ مَا هٰذَا بَشَرًا اِنْ هٰذَا اِلَّا مَلَكٌ كَرٖيمٌ

Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne mutteke’en ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletihruc aleyhinne, fe lemmâ re’eynehû ekbernehu ve katta’ne eydiyehunne ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerân,in hâzâ illâ melekun kerîmun
(Kadınların) onu çekiştirdiklerini işittiği zaman, onlara (davetçi) gönderdi. Ve onlara karşılıklı oturacak yer hazırladı. Onlardan herbirine (meyve soymaları için) bir bıçak verdi. Ve (Yusuf’a): “Onlara (kadınlara), çık!” dedi. Böylece onu gördükleri zaman ona hayran kaldılar ve ellerini kestiler. Ve: “Hâşâ! Allah için, bu bir beşer değil, ancak kerim (bir) melektir.” dediler.

Kurân-ı Kerîmde gizli saklı herşey var…

Mü’minler ölürken acı çekmezler,büyük bir zevk içinde öleceklerdir..diye bir şey anlatılıyor birisine.. Diyor ki ben  burada karşılığını göremedim Kurân-ı Kerîmde diyor..

Uykuda,Rüyasında Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görüyor..
Diyor ki Yusuf Sûresindeki o bıçak olayını görmedin mi?diyor
Yani Hz Yusuf’ta(as) tecelli eden ALLAH’ın Cemâlullah’ı… onların fiziksel acı duymalarını engelliyor..

İşte Erkekte de bu şekilde tecelli ediyor..Bir örnek daha vereceğim ayrıntı girmeyeceğim….Ahmed Bedevi Hazretleri var…Peçeyle dolaşıyor.. Niye oyle dolaşıyorsun diyorlar..Peçeyi kaldırısam kimse dayanamaz, ölür diyor… Ve hakikaten birine kaldırıyor ve ölüyor.. Biraz evvel anlattığım konunun sırrı var.

.İşte böyle bir ortamda yaşıyoruz..Erkekle olan mahdudlar ayrı..Kadına olan mahdudlar ayrı…

İşte bu Âyeti kerime de 59. Âyette


Ahzâb Sûresi 59. Âyet

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنٖينَ يُدْنٖينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابٖيبِهِنَّ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

Yâ eyyuhen nebiyyu gul liezvâcike ve benâtike ve nisâil mu’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn, zâlike ednâ ey yuğrafne felâ yué’zeyn, ve kânallâhu ğafûrar rahîmâ.
Ey  Peygamber! Zevcelerine ve kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına hep söyle: cilbâblarından üzerlerini sıkı örtsünler, bu onların tanınmalarına, tanınıp da eza edilmemelerine en elverişli olandır, bununla beraber Allah bir gafûr rahîm bulunuyor

Ezvâcike (Zevcelerine)… sonra benâtike (kızlarına)… ve  3. olarak ta  nisâil mü’minîne (mü’minlerin kadınlarına) söyle…
Bu Peygamber Efendimize (s.a.v.) hitap.. İlk önce kendinden başla… Hanımlarına ,sonra kızlarına bunu tenbih et.. ama yetmiyor hem Resûlluğün gereği olarak ta ..kime söyleyecek… mü’minlerin kadınlarına… bakın mü’minlere demiyor..bizzat kadınlarına diyor..Yani kadınlara bizzat tebliği var..
Kurân-ı Kerîm sadece Peygamber Efendimize (s.a.v.) inmedi..
Buradan dolayısıyla bize de emir var.. önce ailemize,..daha sonra kızlarımıza- uygun yaşlara geldiklerinde…daha sonrada bu 3. Hüküm var…Nazımızın geçtiği ,otoritemizin olduğu, çevremizdeki  mü’min olan insanların hanımlarına da bunu, uygun, hikmetli bir dilde izah etme yükümlülüğünde  bulunmaktayız…Konuştuğunda Hikmetli konuş diye bir Âyette var…

Nahl Sûresi 125. Âyet

اُدْعُ اِلٰى سَبٖيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ

Ud’u ilâ sebîli rabbike bil hıkmeti vel mev’ızatil haseneti ve câdilhum billetî hiye ahsen, inne rabbeke huve ağlemu bimen dalle an sebîlihî ve huve ağlemu bil muhtedîn.
(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Felsefesiyle anlamaya çalışıyoruz ya..Burada normal klasik yaklaşımlardan farklı anlayışla anlatınca; o hikmete yakın bir ifade olacağı düşüncesindeyim..
Peki ne  yapsınlar ?  neyi söyle  diyor : “yudnîne”  (sımsıkı örtsünler, aşağı indirsinler )  anlamında bir kelime…
aleyhinne”  (üzerlerine) ….min celâbîbihinne (cilbâb’larını)
“celâb”  cilbâb kelimesinin çoğulu.. cilbâb ile  üzerlerini örtsünler..Bu her toplumda cilbâb farklı anlamda kullanılıyor..Bazı toplumlarda Ferace, bazı toplumlarda Çarşaf…Bazı anlayışlarda pardüsü , bazılarında herhangi bir kıyafet olarak…Mesela Arap toplumunda anlaşıldığını söyleyeyim…Türk bayanları,Hacılar oraya gidiyor ya..(onlara demiyorlar da) bize diyor ki ; eşlerine söyle de cilbapları yok üzerlerinde !…Halbuki o giydikleri  burada bazen öcü olarak tabir edilen kıyafet… ama cilbap kelimesi ifadesi onlarda farklı anlamlar  taşıyor… her toplumda farklı …Mesela Hacca Umreye gitmiş olanlar… İranlıları  görmüşlerdir…daha farklı giyiniyorlar …İşte üst örtü denilen…ama burada mantık şu… biraz evvel bahsetmiştik :
Cemâlullah tecellisi var..endam var.. .normalde et- kemik…  ama bir cazibe unsuru var !… Emir , bu cazibe unsurunun görsel nüvelerine  …şimdilik  görsel… başka Âyetlerde sadece bunun görsel olmadığını da açıklayacağız …
Örtecek şekilde ,belli etmeyecek şekilde, görme ile tahrik olan erkek nefsini uyandırmayacak şekilde “giyinsinler  …diye bir ifade var burada..
Sadece dışarıdan bir örtü buna ifade etmiyor… yeterli olmuyor…  ima, imaj  ,dikkatini çeken olmayacak….
 
  • “zâlike ednâ” diyor burada …”uygundur” diye ifade edilmiş…
“ey yuğrafne felâ yué’zeyn” ...onların eziyet edilmemelerine. tanınıp eziyet edilmemelerine  en uygundur...
ednâ  burada en uygundur olarak geçiyor.. ama bu  kelimeyi arapça bilenler bilir.. D-N-Y  kökünden geliyor… dünya  da aynı kökden geliyor… en aşağı demek, en yakın demek, en uygun, en münasip  anlamında…
Ben şöyle bir yorum da geldi : en aşağı derecede uygun olanıdır
yani deniliyor ki ; bu  şer-i bir hüküm… bu ,işin en aşağıdaki kısmı… en şerri kısmı.. en asgarisi  anlamında …bu bile yeterli değil, deniliyor….

Önemli olan bu işin takvası, felsefesi ,niyeti.. bu şekilde ALLAH’ın emri olarak…

uzuvları belli etmiyecek bir şekilde kıyafetinizi giyin..bu en uygundur derken ,aslında bu, işin en aşağı mertebesidir…ifadesi burada.Niçin ?… diğer Âyetlere  geçelim…
Tesettürle ilgili Nur Sûresinde bir çok Âyet var…Oradan bazı şeyleri okuyacağım anlayacaksınız.. 

Nur Sûresi 30.Âyet

قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

Gul lilmué’minîne yeğuddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innallâhe habîrum bimâ yasneûn.
Mümin erkeklere söyle, gözlerini çevirsinler, sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Allah, yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.

Nur Sûresi 31.Âyet

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَائِهِنَّ اَوْ اٰبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَائِهِنَّ اَوْ اَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِعٖينَ غَيْرِ اُولِى الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذٖينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفٖينَ مِنْ زٖينَتِهِنَّ وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمٖيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ve gul lilmué’minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé’, ve lâ yadribne bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mué’minûne leallekum tuflihûn.
Mü’min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, yâhud kendi biraderlerinin oğullarına, yâhud hemşirelerinin oğullarına yâhud kendi kadınlarına yâhud kendi ellerindeki memlûklerine, yâhud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali’ olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü’minler ki felâh bulabilesiniz.

(…..)
ve lâ yadribne bierculihinne – ayaklarını vurmasınlar…diyor… ne için… ziynetlerinin bilinmemesi için
Birkaç yorum var ..bilezikleri var ..küpeleri var..biribirine vurarak yürüdüğünde bir ses çıkıyor…Bu seste ne imajı veriyor?? Kadın imajı veriyor..
Yani Siz bakmıyorsunuz etmiyorsunuz görmüyorsunuz ama şıngır şıngır sesler geliyor..
(Aa ! Kadın)  imajı…
Bakın ilginç ..görsellik yok  burada…  hani dedik ya endam var dedik ..
Ses bile ,onun bir Kadın imajı bile , erkekde bazı duyguların uyanmasını sağlayabiliyor .. Hani  genler  var ya…  dikkatli olun diyor …
aklıma bir örnek geldi… Apartmanda merdivenden biri çıkıyor o ayak seslerinden kimlik ve kişilik anlayabilirsiniz…yaşlı biri mi? çocuk mu çıkıyor ? hatta kaba saba birisi mi  çıkıyor, kültürünü bile oradan anlayabilirsiniz..
ALLAH , işitmek duyusuyla (es-Semî ) ,   ilmini vermiş (elAlîm )…işitme ile sanki görüyor gibi …sizin için gayb aslında … Ama gaybı anlıyorsunuz orada…. aynı şekilde  kadını da  anlıyorsunuz…. topuklu ayakkabı giymiş, tak tak tak tak yürüyor… ziynet yok….bilezik ,küpelerin sesi yok.. Yani sadece görsel kavram değil, imaj verebilecek birçok şey var… Ahzâb Sûresinde ne vardı : ey peygamber hanımları … sözlerinizi  yumuşak ,edalı söylemeyin…

Ahzâb Sûresi 32. Âyet

يَا نِسَاءَ النَّبِىِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذٖى فٖى قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَعْرُوفًا

Yâ nisâen nebiyyi lestunne keehadim minen nisâi inittegaytunne felâ tahdağne bil gavli feyatmeallezî fî galbihî meraduv ve gulne gavlem mağrûfâ.
Ey Peygamberin kadınları! Siz kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz, eğer korunur takvalı olursanız, onun için sözlerinizi  yumuşak ,edalı söylemeyin de  kalbinde bir maraz bulunan tamaha düşmesin, güpgüzel, dosdoğru söz söyleyin.

Burada bakın 3 üncü bir konu giriyor : ses .. seste bile karşı tarafın o duygularını açığa çıkaracak durumda bile olmayın deniyor..
Amaç aynı erkeğin o tarafına- o dışa dönük tarafına- mesaj vermemek…
Bakın normal , sadece bugün toplumda anlaşıldığı Tesettür anlayışının ne kadar ötesinde…. ama bu hangi boyutta… takva boyutu…ne diyor burada ; eğer takvalı olursanız….Peki kime hitap…Peygamber Hanımlarına..
Yani Peygamber Hanımları konumunda davranmak isteyen takvalı mü’min kadınlara hitap var burada ..
(Biliyorsunuz seviyeler var..)
İşte dedik ya ednâ…en aşağı seviye.. Yani o kıyafetsel Tesettür.. Bunların en aşağıları…
Bir işin mantığını anlamak çok daha uygun… bunu anladığınız taktirde nice tesettürlü kimseler var ki..kadınım kadınım diye bağırıyor halinden … önemli olan kalplerdeki takva…
Şunuda baştan söyleyim arkadaşlar..bunlar Şer’i Hükümler…
ALLAH’ın Hükümleri bunlar…
İman çok daha önemli…
Bir kişinin asıl müslümanlığı teyit edilecek olan şey kalpteki imanı…(25:06)
Şer’i hükümleri yapmasa bile bu müslümanlıktan düşmüyor… anlatabildim mi ? Ama biz mükellef olduğumuz Kurân-ı Kerîm hükümlerini izahla ve yaşamakla hükümlüyüz…
Ha yaşayamıyorsun bu senin ALLAH la aranda olan bir mesele… Belki de yapmayan..   imansal şeyleri söylemiyorum- amelsel şeyleri söylüyorum… senden benden yapanlardan çok daha kıymetli olabilir …ama o işin batın kısmı…Biz bunu anlayamayız..Ama bir kişi yapmasa bile.. şunu düstur yapmalı :   ya, ben bu hükümlerin anladım ama… ben bunu yerine getiremiyorum … ALLAH affetsin, demeli…
Yoksa ” Ya, bir örtüde ne var ,  kapanmakta ne var…ne ola ki ? ” dememeli…
Bu şuna benzer… içkinin içilip içilmemesi konusunda… bira da haram mıdır ,şu da haram mıdır demek ayrı.. ya, ben bunun haramlığını biliyorum ama içki içiyorum; ALLAH affetsin, birgün tövbe ederim…demek ayrı !
Çok farklı …birisi küfür , birisi günah…
ALLAH günahları affedebilir ama inkar etmek, reddetmek, o tehlikeli bir boyut…
Çünkü bu sohbeti dinleyenlerden, burada bulunanların  tanıdıklarından…Bu Tessettürü layıkıyla yerine getiremeyenler olabilir..Onlar alınmasın ….ama ben işin felsefesini anlatıyorum..
Biz anladıklarımızı ne kadar hayata geçirirsek o kadar güzel … Ya da, yapıyoruz da, şer-i hükümler boyutunda yapıyoruz… ama bunun ne kadar felsefesine, derinlerde mantığına, hikmetini anlayarak yaparsak, farklı… ben sadece bunları dile getirmek istiyorum…
Gelmişken Nur Sûresinin 31. Âyetinde olan Tesettür örtüsü emri Başörtüsü burada geçiyor ..
Onuda burada açıklamak durumundayız..

Nur Sûresi 31.Âyet

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ وَلَا يُبْدٖينَ زٖينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَائِهِنَّ اَوْ اٰبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَائِهِنَّ اَوْ اَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَنٖى اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِعٖينَ غَيْرِ اُولِى الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذٖينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَاءِ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفٖينَ مِنْ زٖينَتِهِنَّ وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمٖيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ve gul lilmué’minâti yağdudne min ebsârihinne ve yahfazne furûcehunne ve lâ yubdîne zînetehunne illâ mâ zahera minhâ vel yadribne bihumurihinne alâ cuyûbihinn, ve lâ yubdîne zînetehunne illâ libuûletihinne ev âbâihinne ev âbâi buûletihinne ev ebnâihinne ev ebnâi buûletihinne ev ıhvânihinne ev benî ıhvânihinne ev benî ehavâtihinne ev nisâihinne ev mâ meleket eymânuhunne evit tâbiîne ğayri ulil irbeti miner ricâli evit tıflillezîne lem yazherû alâ avrâtin nisâé’, ve lâ yadribne bierculihinne liyuğleme mâ yuhfîne min zînetihinn, ve tûbû ilallâhi cemîan eyyuhel mué’minûne leallekum tuflihûn.
Mü’min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zâhir olanı başka ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yâhud kendi babalarına kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi biraderlerine, yâhud kendi biraderlerinin oğullarına, yâhud hemşirelerinin oğullarına yâhud kendi kadınlarına yâhud kendi ellerindeki memlûklerine, yâhud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali’ olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü’minler ki felâh bulabilesiniz.

vel yadribne—örtsünler.. bihumurihinne. .. burada humur kelimesi, çok ilginç ,bu Türkiye’de tartışma konusu…Dünya da çok tartışma konusu..Yaşar Nuri Öztürk te bu  gündeme geldi..Başörtüsünün tercümesinden hareketle…bu fular gibi anlaşılmış..Yani diyor ki fular  gibi birşey..Burada fular diye bir tercüme yapıldığında… yani  fular boyuna örtülüyor.. Burada  tercümesi inkar edilemeyecek bir şey var..Ne var.. Göğüs kelimesi geçiyor burada..
Cuyûbihinn- cuyûb :gerdan,göğüs denilen yer… burayı örtsünler… burası şimdi çok net olduğu için burası inkar edilemiyor…Ama diğer burayı örtsünler… başörtüsü denmiyor diyor… örtülerinizi örtün diyor…
Bunu bu Âyeti, Suriye’de eğitim görmüş olan…Ana dili hem Türkçe hem Arapça olan  bir bayan hastamdan dinledim..Diyor ki bu açıklamalar ,bu izahları görünce  çok şaşıyoruz…başörtüsünün birçok çeşidi var… bunun hepsinin  bir arapça karşılığı var… ama bu Âyette geçen  hımar (çoğulu- humur) ifadesi , bizde en katı, en yoğun örtülerden biridir..
Yani  doladıkça dolanan bir örtü diyor..Bununla elbette, zaten buralar örtülür diyor..Yani fular gibi çok hafif bir şey değil ki ,diyor …ama anadili arapça olmayan, bu konuya vakıf olmayanlar bunu izahlarını böyle  yapınca.. .biz diyor şaşırıyoruz ve üzülüyoruz diyor…Hani çok ince tülbent gibi birşey değil..sadece  boyunlarını örtsünler değil..Zaten boynu da örten ,basit bir başörtüsünden çok daha ciddi bir örtüymüş… elbette ki buralarını(gerdan-boyun gerdan) sıkıca örtsünler diyor..
Artı burada ne var?
Neden RABbim buranın örtünmesini istiyor…Burası çok önemli !!!!
Bakın bir insan belki başını örtmeye bilir…Hazır değildir..
Ama gerdanını,gögüsünü,dekoltesini bir düğme ile kapatmalı… Türk toplumunda bir adet var biliyorsunuz… misafir geldi ona ikram edilirken… kadınlar ellerini şu şekilde yaparlar…(elleriyle gerdanlarını kapatırlar)
Bu örfi… neden ?  burası her ne kadar örtülü olursa olsun… gevşek olduğu takdirde ikram içine eğildiklerinde bir cazibe alanı …
RABbim oranın özellikleri örtünmesini  istiyor…
Ama bugünde özellikle dekolte olarak ilk açılan yer orası maalesef..
sadece başörtüsü değil görüyor musunuz ?! Orası bile…hatta bir üstünü söyleyeyim..
İşte o et  kemik meselesi.. et kemik var bunda ne var bunda diyemezsiniz..
O cazibe o kadar yüklü ki kadında…
Kadının  yasak edilen en ufak bir yerinin bile açılması bile erkeğin dikkatini çekiyor…
Şimdiki fıtrat …
Bunu Yaratan ALLAH o yüzden ört diyor..
Biraz hareketlenmesi bile yetiyor.. çok fazla açılmasına gerek olmadan…
Fıtrat demek ki biz de o kadar yüksek ki …İşte o nefs yüklemesininden dolayı o şey..Bunun farklı bir alanda yansımasını söyleyeyim…
Bir Hadisde Diyor ki ;
Hüriler yani Cennetteki kadınların özelliklerini anlatırken,nerdeyse derileri şeffaf … diyor..
 
 

Bakara Sûresi 25. Âyet

وَبَشِّرِ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًا قَالُوا هٰذَا الَّذٖى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهٖ مُتَشَابِهًا وَلَهُمْ فٖيهَا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ

Ve beşşirillezîne âmenû ve amilus sâlihâti enne lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâr, kullemâ ruzigû minhâ min semeratir rizgan gâlû hâzellezî ruzignâ min gablu ve utû bihî muteşâbihâ, ve lehum fîhâ ezvâcum mutahheratuv ve hum fîhâ hâlidûn.
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, “Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!” diyecekler. Hâlbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Geniş yelpazalerden bu kavramı açmaya çalışıyorum..
Umarım dağıtmıyorumdur..Anlaşılır şekilde olsun diye..
İşte bunun bir sosyal yansıması var…
İşte biraz sonra onların eziyet edilmemelerine  neden uygun olacağına götürecek burada…
Biraz daha sosyalleştirelim…
Kadın cazibe unsuru olarak dolaşıyor..Ona emir var..  Bir de  erkek var… herkes tesettürlü değil..
Sizde yolda gidiyorsunuz …

Nur Sûresi 30.Âyet

قُلْ لِلْمُؤْمِنٖينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْ اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

Gul lilmué’minîne yeğuddû min ebsârihim ve yahfezû furûcehum, zâlike ezkâ lehum, innallâhe habîrum bimâ yasneûn.
Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Yeğuddû ;Mümin erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar .. diyor.. Orada geçen kelime ne biliyormusunuz ?
Aşağı indirsinler…yani siz de dışarıda dolaşırken -tamam tesettür size emir  değil ama- siz de böyle gözleri açmış, radarlar gibi dolaşmayın diyor… Gözlerinizi aşağı indirerek dolaşın diyor…Yani radarları açmış ,antenleri açmış,kamera  gibi gezinen şekilde dolaşmayın ..diyor..
Burada bir şeyi açıklayacağım;
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) Hz. Ali(r.a.) şöyle diyor; Ya Ali diyor.. Mükerrer (Tekrarlanmış, yinelenmiş)bakıştan sakın diyor.. Yani ikinci bakıştan sakın diyor…
Birincinin sorumluluğu yoktur..Ama ikincisinin sorumluluğu vardır..
Burada mükemmel bir fıtrat açıklıyor..Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
Şimdi bir nefsimiz var…Nefsimizle beraber dolaşıyoruz ama akıl kontrolü ile dolaşıyoruz…
Çocukluktan beri aldığımız örf ve terbiye , aynı zamanda islami ve tasavvufi manevi terbiye, bizim nefsin o bütün hevasına tabi olmamamızı ,  onu zapturapt altına alıp kontrol etmemizi , hatta eğitmemizi öğreten bir eğitim değil mi ?…
Biz bununla yaşıyoruz..Zaten İslam bunu gerektiriyor…Ama nefsin  de bir fıtratı var…
ALLAH ‘ın koyduğu fıtrat….buna yanlış diyemezsiniz…
ALLAH ‘ tan Cemalullah’tan   olan her her şeye  “haz”boyutuyla bakıyor..
Çiçeğe de bakıyor..Çiçekdeki güzellikler Cemâllullah’ın  bir tecellisi değil mi???
Manzaraya da  bakıyor,  elmadaki o cazibeye de  bakıyor..herşey deki cazibeye bakıyor… çünkü kaynağı O … cennette oydu ona mülaki(Buluşan, kavuşan, görüşen) … fıtratında ALLAH-i  güzellikden haz alma mekanizması var… siz buna yanlış diyemezsiniz…bu şekilde nefs dolaşıyor… ama ALLAH bize bilinci vermiş ,kontrolü vermiş..Sen onun herşeyini yapamazsın… her şeyine tabi olamazsın, her dediğini yapamazsın…
Şöyle düşünün… Elinde köpekle dolaşan birisini düşünün yolda..bir elinde köpek, ipi elinde dolaşıyor… köpek neyi temsil ediyor..??
Nefsi temsil ediyor..
Kendi aklı bilinci de sahibi… köpek bir sağa bakıyor bir sola bakıyor…sen köpeğin her baktığı yere bakarmısın?? her gittiği yere gider misin??
Köpek bir şey görür ;bir köpek görür, gider …sen de onun götürdüğü yere gitmek durumunda mısın ?…  köpeği çekeceksin…yani senin kontrolünde olacak…
şimdi yolda gidiyorsun… köpekle beraber gidiyorsun… karşıdan gelen bir kadın var… kadın elinde de bir dişi köpek var ..
Sizde de erkek köpek olduğunu düşünün…
Olayları daha anlaşılır, sosyal bir mesele haline getirmeye çalışıyorum.
.Sizin ilgi ve alakanız dahilinde değil.. Ama sizin köpeğiniz..karşıdan gelen kadının köpeğine meyil(Eğilim, temayül,ilgi,gönül verme)etti.. havlamaya başladı , gitmeye başladı…İlkin şöyle ne oluyor ya diye baktınız… bu birinci bakış… gayri ihtiyari …bunda mesuliyet yok… çünkü nefsinin sizi bir  yönlendirmesi var… Aslında biraz var da onu biraz sonra açıklayacağım … normal avam seviyesinde söylüyorum…Tamam ya köpekmiş dediniz..Bakmayım ben dediniz döndünüz…
İkinci kez tekrar bir dürtü geldi köpeğinizden…baktınız…. ondan sorumlusunuznefsinin hevasına tâbi oldun..
Nefsin dürtüğü yerden sana cazip geldi.. artık baktın..Hani bunu kadına endeksleyin..Hani köpek misali veriyorum..Yaşamsal örneği veriyorum..
Yolda gidiyorsunuz görüş alanınızda normal bir unsur yok bir kadın gördünüz… şöyle bir hafifçe baktınız çevirdiniz..ama içinizdeki mekanizma -nefs- bak bak bak  dediği anda , baktığınızda ne oluyor?? işte bu ikinci bakış oluyor…
Tabi buda sizin..iman ölçünüzde..takva seviyenizle alakalı….
Öyle yüksek bir takva seviyesi yaşama gayretindesiniz ki.. Ve nefsinizi mümkün olduğu kadar eğitme yolundasınız ki… en ufak bir imaja, o ilk  görüş alanında meyletmeniz bile sizin için yanlış konumuna gelebilir….
Bu da takvayla ilgili birsey…
 

  • İşte kadınlara  diyor ki;
O nefs bakışını cezb edecek şekilde hal ve hareketler içerisinde bulunma diyor..
  •  Erkeğe de  diyor ki;
Sen de gözlerini biraz aşağılar indir bakıyım diyor.. Öyle radarların açmış bir şekilde dolaşma diyor.
 

Böyle   yaparsan  hataya düşme şansın az olur …bir sürü şeytan fitinin gelme şansı az olur.
Bu arada ‘’gütmek’’ kelimesi ..Türkçedeki gütmek kelimesi acaba bu kelimenin (yaguddû)kökünden mi dedim ..çok araştırdım bulamadım… Gütmek  değilmiş ama çok yakın bir ses uyumu var orada..İfade de gözlerini ‘’güt’’ diyor sanki  RABBim.. Kontrol sende olsun… Koyunları bırakırsan oraya buraya giderler.. keçiler bilmemnenin bahçelere girerler.. Güt diyor biraz gözünü..
Burada açıklamak istedim..
Şer-i hükümler ,kitabı hükümler, bizim aslında aklımıza hitap..
Muhatabımız aklımız… birinci muhatabı nefis değil ;nefisten sen sorumlusun…
Nefsini terbiye etmekten , tezkiye etmekten biz sorumluyuz…Nasıl terbiye edeceğiz?.. işte o bağ varya  ;o köpeğin ipi …
Oraya gitmek istediğinde  buraya çekeceğiz; buraya gitmek istediğinde oraya çekeceksin…
Sirkteki o vahşi hayvanlar sizce nasıl eğitiliyor arkadaşlar?…
2 metod kullanılıyor..bir ödüllendirme kullanılıyor  bir de ceza kullanılıyor…
İstediğin  güzel bir davranış yaptı, al bakayım şu şekeri… yanlış bir şey yaptı… ona uygun da bağlayıcı hükümler getiriyorsun…Sonunda o hayvan , vahşi hayvan bile neler yapıyor görüyorsunuz… (40:11)
İçimizdeki nefsi de bir hayvan olarak düşünün…
RABBim bize işte misal  veriyor.. Terbiyede…
Nasıl davranman gerektiğini söylüyor..
Yani dizgin elinizde olacak… At olarak düşünün...Bazen sıkacaksın.. Bazen bırakacaksın..
Sürekli sıkamazsın aslında nefsini..biliyormusunuz?
Nefs terbiyesi biraz yanlış anlaşılıyor..
Sürekli muhalefet…sürekli yap,  isyan eder… fırsatını bulduğunda da kaçar gider, yanlış bir şey yapar … komşunun bahçesine gider …İyi yaptığında da ödüllendireceksim.. (40:43)
Ne güzel sabah namazına kalktın..gel sana güzel bir çay ikram edeyim …anlatabildim mi ..Ah ne kadar iyi ,bak zikir sohbetlerine  gittin.. iyi oldu bak ne güzel… biliyorsunuz bu bir eğitim metodudur..
Eskiden sadece dayakla yetinilirmiş Kurân-ı Kerîm  kurslarında …çoğu kimse ne anlatıyor : Ne güzel, anne babam beni  Kurân-ı Kerîm kursuna göndermişti… Caminin Kurân-ı Kerîm kursuna..Kızılcık sopası vardı.. kaçtım bir daha da gitmedim…
Eğitim metodu sadece sopa değil ki!!!
Biz burada ne yaptık?!  Kurân kursunun ilk açıldığı gün..Burayı balonlarla süsledik..Pamuk şekerci ve patlamış mısırcı getirdik buraya …
Yani negatif unsurlar her türlü cazibeyi başka alanda kullanmıyor mu?
Biz de bunu bu şekilde kullandık..Yani bu şekilde yapmaya dikkat etmek lazım..Peki bugünkü  Âyete gelelim..

Ahzâb Sûresi 59. Âyet

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنٖينَ يُدْنٖينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابٖيبِهِنَّ ذٰلِكَ اَدْنٰى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحٖيمًا

Yâ eyyuhen nebiyyu gul liezvâcike ve benâtike ve nisâil mué’minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinn, zâlike ednâ ey yuğrafne felâ yué’zeyn, ve kânallâhu ğafûrar rahîmâ.
Ey  Peygamber!  Zevcelerine ve kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına hep söyle: cilbâblarından üzerlerini sıkı örtsünler, bu onların tanınmalarına, tanınıp da eza edilmemelerine en elverişli olandır, bununla beraber Allah, Ğafurdur Rahîmdir.

Yukarıda ne diyordu.. Bunlar mü’minlere ve müminelere , yapmadıkları şeyden dolayı eziyet ederler- yani aslında kadının içerisine aslında böyle bir tehşircilik, cinsel sapıklık anlamında bir şey yok ama fıtratları gereği beğenilme duygusu var …
bir de kıyafetlerini açtığında (sonraki ayetlerde  göreceğiz… kalplerinde maraz olanlar, ve nefsleri iyice salık olanlar)  o kadınlara eziyet ederler… kötü gözle görürler, laf atarlar, kazanmadıkları ,aslında öyle  olmadıkları pozisyona kendilerini  sokarlar -en azından zihinsel olarak-…
bir video:
 
Diyor ki,  böyle münasip  giyindiğinde  kendinin durumunu da korursun..aynı zamanda da erkeği de korursun..
herkes o kadar kontrol sahibi mi Nefsinde?.. değil…
Kadın kendini kontrol ederek, aslında da erkeğe de ikramda bulunmuş oluyor..
.Aslında  mümin ve mümineleri korumuş oluyor bu hükümler… ALLAH-U TEALA  diyor ki bu Âyetin sonunda:
‘’ve kânAllâhu Ğafûran  Rahîmâ’ ’   ALLAH buna rağmen(Ğafurdur) mağfiret edicidir,örtücüdür ;(Rahimdir) mü’min olanlara özellikle merhametlidir.
  • Diyor ki ; bu hükümler aslında sizin zararınıza değil.. ALLAH Rahim  ya… ALLAH sizi bu şekilde  koruyor..bunlar sizin iyiliğinize bunlar diyor..
  • Aynı zamanda da,  tamam sizde nefis de  var..buna rağmen hertürlü gayreti de gösteriyorsunuz. ..tamam işte…yapabildiklerinize siz gayret edin… yapamadığınız boyutta da ben size Gafur ve Rahim olacağım.. diyor..

ALLAH bize, Kurân-ı Kerîmi’nin hükümlerini  hikmetleriyle anlayıp, yaşantıya geçirmeyi nasip etsin.

İnşaallah 

SADAKALLAHULAZİM


 

One comment on “AHZAB (24.sohbet) 59.ayet “Tesettür 2″(ktpçk-5)#

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.