Fussilet suresi 26.sohbet (47.ayet)”saatin ilmi-2″
Fussilet suresi 25.sohbet(47.ayet) “saatin/kıyametin ilmi-1”
Fussilet suresi 24. sohbet (46.ayet) “salih amel nefsi temizler !”
EL VEHHAB
“Sizden bir ücret istemiyorum” veya “Karşılığını sizden beklemiyorum” anlamındaki ayetlerden bir liste:
- Hz. Nuh’un Sözü Olarak
· Şuarâ Suresi, 109. ayet:
· Meal: “Buna karşı sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
· Hûd Suresi, 29. ayet:
· Meal: “Ey kavmim! Buna karşı sizden herhangi bir mal istemiyorum. Benim ücretim ancak Allah’a aittir…”
- Hz. Hud’un Sözü Olarak
· Şuarâ Suresi, 127. ayet:
· Meal: “Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
· Hûd Suresi, 51. ayet:
· Meal: “Ey kavmim! Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
- Hz. Salih’in Sözü Olarak
· Şuarâ Suresi, 145. ayet:
· Meal: “Buna karşı sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
- Hz. Lut’un Sözü Olarak
· Şuarâ Suresi, 164. ayet:
· Meal: “Buna karşı sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
- Hz. Şuayb’in Sözü Olarak
· Şuarâ Suresi, 180. ayet:
· Meal: “Buna karşı sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
- Hz. Muhammed (S.A.V)’e Hitaben ve Onun Diliyle
· Şûrâ Suresi, 23. ayet:
· Meal: “İşte Allah’ın, iman edip salih ameller işleyen kullarına müjdelediği budur. De ki: ‘Buna karşılık sizden bir karşılık beklemiyorum; ancak yakınlarıma sevgi ve muhabbet bekliyorum.’…”
· Not: Bu ayet, genel “ücret istemiyorum” ifadesine, akrabalık bağlarına (ehli beyt’e) sevgi ve saygı göstermek gibi manevi bir karşılık ekler. Ancak bu da dünyevi bir ücret değil, imani bir gerekliliktir.
· Sebe’ Suresi, 47. ayet:
· Meal: “De ki: ‘Sizden herhangi bir ücret istemedim; o sizin olsun. Benim ecrimi verecek olan ancak Allah’tır. O, her şeye şahittir.'”
· Yûnus Suresi, 72. ayet:
· Meal: “Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrimi verecek olan ancak Allah’tır. Ve bana, Müslümanlardan olmam emredildi.”
· En’âm Suresi, 90. ayet:
· Meal: “İşte onlar, Allah’ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy ve de ki: ‘Ben buna (tebliğ vazifeme) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur’an), âlemlere ancak bir öğüttür.'”
· Furkan Suresi, 57. ayet:
· Meal: “De ki: ‘Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Ancak Rabbine varan yolu tutmak isteyenler (istersiniz).'”
· Kalem Suresi, 46. ayet:
· Meal: “De ki: ‘Ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka görünen kimselerden de değilim.’
Fussilet suresi 23.sohbet (44-45.ayetler)
Fussilet suresi 22. sohbet (43-44.ayetler)
Fussilet suresi 21.sohbet (41-42.ayetler)
FUSSİLET 41:
Kur’an kendilerine geldiğinde onu inkar edenler mutlaka cezalarını göreceklerdir. Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ
İnnellezine keferu biz zikri lemma caehum, ve innehu le kitabun aziz.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | inne | şüphesiz | |
| 2 | ellezine | onlar | |
| 3 | keferu | inkar ettiler | كفر |
| 4 | biz-zikri | Zikr’i (Kur’an’ı) | ذكر |
| 5 | lemma | ||
| 6 | ca’ehum | kendilerine gelen | جيا |
| 7 | ve innehu | halbuki o | |
| 8 | lekitabun | bir Kitaptır | كتب |
| 9 | azizun | aziz | عزز |
FUSSİLET 42:
Ona ne önünden ne de ardından batıl gelemez. O, hüküm ve hikmet sahibi, övülmeye layık olan Allah tarafından indirilmiştir.
لَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜ تَنْز۪يلٌ مِنْ حَك۪يمٍ حَم۪يدٍ
La ye’tihil batılu min beyni yedeyhi ve la min halfih, tenzilun min hakimin hamid.
Fussılet suresi 20.sohbet (40.ayet)
FUSSILET 40.AYET :
Bizim ayetlerimiz hakkında sapkınlık edenler şübhesiz bize gizli kalmazlar. O halde ateşin içine atılacak olan kimse mi hayırlıdır, yoksa kıyamet günü korkusuzca gelecek olan kişi mi? Siz dilediğinizi yapın. Çünkü O, ne yaparsanız hakkıyle görendir.
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪ٓي اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَاۜ اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَأْت۪ٓي اٰمِناً يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْۙ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
İnnellezine yulhıdune fi ayatina la yahfevne aleyna, e fe men yulka fin nari hayrun em men ye’ti aminen yevmel kıyameh, i’melu ma şi’tum innehu bima ta’melune basir.
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | inne | şüphesiz | |
| 2 | ellezine | ||
| 3 | yulhidune | doğruluktan sapanlar | لحد |
| 4 | fi | hususunda | |
| 5 | ayatina | ayetlerimiz | ايي |
| 6 | la | ||
| 7 | yehfevne | gizli kalmazlar | خفي |
| 8 | aleyna | bize | |
| 9 | efemen | kimse mi? | |
| 10 | yulka | atılan | لقي |
| 11 | fi | içine | |
| 12 | n-nari | ateşin | نور |
| 13 | hayrun | daha iyidir | خير |
| 14 | em | yoksa | |
| 15 | men | kimse (mi?) | |
| 16 | ye’ti | gelen | اتي |
| 17 | aminen | güvenle | امن |
| 18 | yevme | günü | يوم |
| 19 | l-kiyameti | kıyamet | قوم |
| 20 | a’melu | yapın | عمل |
| 21 | ma | ne | |
| 22 | şi’tum | diliyorsanız | شيا |
| 23 | innehu | elbette O | |
| 24 | bima | şeyleri | |
| 25 | tea’melune | yaptıklarınızı | عمل |
| 26 | besirun | görmektedir | بصر |
