Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler.
Riyazus Salihin, 1426 Nolu Hadis Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin: Allâhumme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl: Allahım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, kör deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.” (Müslim, Mesâcid 128. Ayrıca bk. Müslim, Mesâcid 130-134; Ebû Dâvûd, Salât 149, 179; Nesâî, Sehv 64)
“Cenazelerinizi gömmeyi bırakmayacağınızı bilsem , kabir azabından bir miktar size de duyurması için Allah’a dua ederdim “ buyururdu. (Müslim ,Cennet 67 ;Nesâi,Cenaiz 114).
Hz. Âişe’nin sadaka verdiği Yahudi bir kadın ona “ Allah seni kabir azabından korusun “ diye dua edince, o da Resûlullah Efendimize kabir azabının olup olmadığını sordu. Allah’ın Elçisi “ Allah vet, kabir azabı vardır” buyurdu. Hz. Âişe şöyle demiştir:” O günden sonra Peygamber Aleyhisselamın her namazdan sonra Allah’a sığındığını gördüm. “ ( Buhari, Küsûf 7, Cenaiz 86, Daavât 37; Müslim, Mesacid 125).
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur :”Biriniz öldüğü zaman, sabah akşam ona gideceği yer gösterilir. Eğer cennetlik ise Cennet’teki yeri cehennemlik ise Cehennem’deki yeri kendisine gösterilir ve ona Allah Teala kıyamet gününde seni oraya gönderinceye kadar işte senin yerin burasıdır ‘ denilir. “
”Öldükten sonra görüşecek miyim,” diye sormuş. Resulullah (s.a.v.) buyurmuş ki: ”Ruh, ağaçtan yiyen bir kuş olur. Kıyamet günü geldiğinde cesedine girer.”
Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ”Müminlerin evlatları, Cennetin bir dağındadırlar. İbrahim ve Sare onlara bakarlar. Kıyamet gününde Allah onları babalarına teslim eder.”
‘Cennette Tuba isminde bir ağaç var. Her tarafı memedir. Süt emen ve ölen çocuklar, o ağaçtan emzirilirler. Bakıcıları da İbrahim Halilürrahmandır.” Müslüman çocuklarının ruhları yeşil serçeler içinde, Cennet ağaçları üzerindedirler. Babaları İbrahim (Aleyhi’s-salatü ve’s-selam) onlara bakar.
”Cennette, Tuba isminde bir ağaç vardır. Her dalı süt verir. Cennet ehlinin çocukları ondan emzirilirler. Kadının düşürdüğü çocuk da, Cennet nehirlerinden bir nehirde dolaşır, Kıyamet kopunca (mahşerde) kırk yaşında bir adam olarak diriltilir.”
Selman-ı Farisi, Abdullah bin Selam (r.a.) ile karşılaştı. Dedi ki: Benden önce ölürsen, ne gördüğünü bana anlat. Şayet ben önce ölürsem, başıma, geleni sana bildiririm. Abdullah (r.a.) (dedi ki): Öldüğün halde nasıl bildirirsin, dedi. Selman (r.a.): Ruh, cesedinden çıktıktan sonra bir daha cesedine dönünceye kadar, yer ve gök arasında kalır, dedi. Allah’ın emri, Selman, (r.a.) önce öldü ve Abdullah bin Selam onu rüyada gördü. En üstün neyi buldun? dedi. Selman (r.a.): Ben tevekkülü çok acaip bir şey olarak gördüm, dedi.
Selmaıı-ı Farisi (r.a.)’den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: ”Müminlerin ruhları, yer ve gök arasında Berzahtadırlar. İstedikleri gibi gezerler. Sonra haşirde Allah onları cesedlerine geri çevirecektir.”
Ali bin Ebi Talib (r.a.)’dan rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir: ”En hayırlı vadi, Mekke vadisidir. Ve en şerli vadide Hadramutta olan Ahkaf (vadisidir. Kafirlerin ruhları onda toplanır. Bu vadinin ismi, Bürhüt’dür,
“Kim bir kötülük yaparsa, ona yaptığının karşılığından fazlasıyla karşılık verilmez. Erkek veya kadın, her kim mü’min olarak” salih bir amel yaparsa, işte onlar hesapsız şekilde rızıklanmak üzere Cennet’e girerler.”
Men amile seyyieten fe la yucza illa misleha, ve men amile salihan min zekerin ev unsa ve huve mu’minun fe ulaike yedhulunel cennete yurzekune fiha bi gayri hisab.
“Göklerin sebeplerine. Böylece Musa’nın ilahını görürüm. Çünkü ben onun yalancı olduğunu sanıyorum.” dedi. Ve işte böylece Firavun’a, yaptığı kötü iş iyi gösterildi ve doğru yoldan çıkarıldı. Firavunun planı, hüsrandan başka bir şeye yaramadı.
Esbabes semavati fe attalia ila ilahi musa ve inni le ezunnuhu kaziba, ve kezalike zuyyine li fir’avne suu amelihi ve sudde anis sebil, ve ma keydu fir’avne illa fi tebab.
Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.”
Ve kale raculun mu’minun min ali fir’avne yektumu imanehu e taktulune raculen en yekule rabbiyallahu ve kad caekum bil beyyinati min rabbikum, ve in yeku kaziben fe aleyhi kezibuh, ve in yeku sadikan yusibkum ba’dullezi yeidukum, innallahe la yehdi men huve musrifun kezzab.
“Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hakim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun, “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi.
Ya kavmi lekumul mulkul yevme zahirine fil ardı fe men yensuruna min be’sillahi in caena, kale fir’avnu ma urikum illa ma era ve ma ehdikum illa sebiler reşad.
(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”
(30-31) İman etmiş olan adam dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben, Nuh kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi ve onlardan sonra gelen toplulukların başına gelen olayların sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum. Allah, kullarına asla zulmetmek istemez.”
(32-33) “Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
(32-33) “Ey kavmim! Gerçekten sizin için, o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçmaya çalışacağınız günden korkuyorum. (O gün) sizi, Allah'(ın azabın)dan kurtaracak kimse yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek de yoktur.”
Musa onlara tarafımızdan gerçeği getirince, “Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın” dediler. Fakat kafirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır.