Saffat (18.sohbet) 57-61.ayetler “evvelki ölümümüzden başka ölüm yok”

SOHBETİ DİNLE:


SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK :

https://yadi.sk/d/LT77s2t93RecuH


wp-15159487273681746822869.jpg



wp-151594958190492245266.jpg


SAFFAT 59:

لَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ ﴿٥٩﴾

İllâ mevtetenâl ûlâ ve mâ nahnu bi muazzebîn(muazzebîne).

1. illâ : hariç
2. mevtete-nâ : bizim ölümümüz
3. el ûlâ : ilk,EVVEL
4. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
5. bi muazzebîne : azaba uğratılacak olanlar, azap edilenler, azap görecek olanlar
“Bizim EVVELKİ ölümümüz hariç. Ve biz azap görecek olanlar (da) değiliz.


MÜMİN 11:

قَالُوا رَبَّنَا أَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَى خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ ﴿١١﴾

Kâlû rabbenâ emettenâsneteyni ve ahyeytenâsneteyni fa’terafnâ bi zunûbinâ fe hel ilâ hurûcin min sebîl(sebîlin).

1. kâlû : dediler
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. emette-nâ : bizi öldürdün
4. isneteyni : iki kere
5. ve : ve
6. ahyeyte-nâ : bizi dirilttin
7. isneteyni : iki kere
8. fa’terefnâ (fe ı’terefnâ) : böylece itiraf ettik
9. bi zunûbi-nâ : günahlarımızı
10 fe : böylece, artık
11 hel : var mı
12 ilâ hurûcin : çıkışa, çıkış için, çıkmaya
13 min : den
14 sebîlin : bir yol
” (Kâfirler) dediler ki: “Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin, böylece günahlarımızı itiraf ettik. Artık (buradan) çıkmaya bir yol var mı?”


BAKARA 28:

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿٢٨﴾

Keyfe tekfurûne billâhi ve kuntum emvâten fe ahyâkum, summe yumîtukum summe yuhyîkum summe ileyhi turceûn(turceûne).

1. keyfe : nasıl
2. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz
3. billâhi (bi allâhi) : Allah’ı
4. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
5. emvâten : ölüler
6. fe : sonra
7. ahyâ-kum : sizi diriltti
8. summe : sonra
9. yumîtu-kum : sizi öldürecek
10 summe : sonra
11 yuhyî-kum : sizi diriltecek
12 summe : sonra
13 ileyhi : ona
14 turceûne : döndürüleceksiniz/RÜCU ETTİRİLECEKSİNİZ
 “Allah’ı nasıl inkâr edersiniz?   siz ölü idiniz. Sonra sizi (kıyamet günü) diriltti. Sonra sizi   öldürecek. Sonra sizi  diriltecek. Sonra O’na döndürüleceksiniz/ RÜCU ETTİRİLECEKSİNİZ.”

Saffat (16.sohbet) 42-46.ayetler

SOHBETİ DİNLE:


SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK :

https://yadi.sk/d/isgpceE_3RFahj


SAFFAT 42:

فَوَاكِهُ وَهُم مُّكْرَمُونَ ﴿٤٢﴾

Fevâkihu, ve hum mukramûn(mukramûne).

1. fevâkihu : meyveler
2. ve hum : ve onlar
3. mukremûne : ikram olunanlar
Ve meyveler, onlar ikram olunanlardır.


SAFFAT 43:

فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ﴿٤٣﴾

Fî cennâtin naîm(naîmi).

1. : içinde
2. cennâtin : cennetler
3. naîmi : naîm, ni’metler
 Naîm cennetlerinde


SAFFAT 44:

عَلَى سُرُرٍ مُّتَقَابِلِينَ ﴿٤٤﴾

Alâ sururin mutekâbilîn(mutekâbilîne).

1. alâ : üzerinde
2. sururin : tahtlar
3. mutekâbilîne : karşılıklı
 Karşılıklı tahtlar üzerinde.


SAFFAT 45:

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِن مَّعِينٍ ﴿٤٥﴾

Yutâfu aleyhim bi ke’sin min maîn(maînin).

1. yutâfu : tavaf ettirilir, etrafında dolaştırılır
2. aleyhim : onların üzerine
3. bi ke’sin : kadehler ile, kadehler
4. min maînin :   kaynaktan
Onların etrafında  KAYNAKTAN (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.


SAFFAT 46:

بَيْضَاء لَذَّةٍ لِّلشَّارِبِينَ ﴿٤٦﴾

Beydâe lezzetin liş şâribîn(şâribîne).

1. beydâe : beyaz, berrak
2. lezzetin : lezzetli
3. li eş şâribîne : içenler için
 BEMBEYAZ  Berrak, içenler için lezzetli.

Saffat (14.sohbet) 37-40.ayetler

SOHBETİ DİNLE:


SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/TlQZcW6a3Qudwf

SAFFAT 37:

بَلْ جَاء بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلِينَ ﴿٣٧﴾

Bel câe bil hakkı ve saddakal murselîn(murselîne).

1. bel : hayır
2. câe bi : getirdi
3. el hakkı : hak
4. ve saddaka : ve doğruladı, tasdik etti
5. el murselîne : gönderilen resûller, elçiler

” Hayır, o hakkı getirdi. Ve mürselleri (gönderilmiş olan resûlleri) tasdik etti.”


SAFFAT 38:

إِنَّكُمْ لَذَائِقُو الْعَذَابِ الْأَلِيمِ ﴿٣٨﴾

İnnekum le zâikûl azâbil elîm(elîmi).

1. Inne-kum : muhakkak siz
2. le : elbette, mutlaka
3. zâikû : tadacak olanlar
4. el azâbi : azap
5. el elîmi : elîm, acı verici

” Muhakkak ki siz, elîm azabı mutlaka tadacak olanlarsınız/tadacaksınız ”


SAFFAT 39:

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٣٩﴾

Ve mâ tuczevne illâ mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).

1. ve mâ tuczevne : ve cezalandırılmazsınız
2. illâ : den başka
3. : şey
4. kuntum : siz oldunuz
5. ta’melûne : yapıyorsunuz

 ” Ve yapmış olduklarınızdan başka bir şeyle cezalandırılmazsınız.”


SAFFAT 40:

إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ ﴿٤٠﴾

İllâ ibâdallâhil muhlasîn(muhlasîne).

1. illâ : hariç
2. ibâdallâhi (ibâdi allâhi) : Allah’ın kulları
3. el muhlesîne :İHLASA ERDİRİLMİŞ
 “Allah’ın İHLASA ERDİRİLMİŞ  kulları hariç.”

 

Saffat (12.sohbet) 29-33.ayetler

 

 SOHBETİ DİNLE:


SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/trjceP8S3QV5MC


20171203_19454615124661.jpg

Saffat (11.sohbet) 22-28.ayetler

SOHBETİ DİNLE:



SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/tiEbsj2n3QGur9


20171203_1950181818970322.jpg20171203_19454615124661.jpg

 

Görsel

Saffat (10.sohbet) 20-22.ayetler

SOHBETİ DİNLE:

SOHBETİ DİNLEMEK VE İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/2HoT7GIU3QGwpt


SAFFAT 20:
وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هَذَا يَوْمُ الدِّينِ ﴿٢٠﴾

Ve kâlû yâ veylenâ hâzâ yevmud dîn(dîni).

1. ve kâlû : ve dediler
2. yâ veylenâ : yazıklar olsun bize, eyvahlar olsun bize
3. hâzâ : bu
4. yevmu : gün
5. ed dîni : dîn

 “Ve eyvahlar olsun bize, (işte) bu dîn günüdür.” dediler.


 SAFFAT 21:
هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذِي كُنتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ ﴿٢١﴾

Hâzâ yevmul faslillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).

1. hâzâ : bu
2. yevmu : gün
3. el fasli : fasıl, ayırma hüküm verme
4. ellezî : ki o
5. kuntum : siz oldunuz
6. bi-hi : onu
7. tukezzibûne : tekzip ediyorsunuz, yalanlıyorsunuz

“(İşte) bu tekzip etmiş (yalanlamış) olduğunuz fasıl (haklıyı haksızdan ayırma, hüküm verme) günüdür.”


 SAFFAT 22:
احْشُرُوا الَّذِينَ ظَلَمُوا وَأَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَ ﴿٢٢﴾

Uhşurûllezîne zalemû ve ezvâcehum ve mâ kânû ya’budûn(ya’budûne).

1. uhşurû : haşredin, biraraya toplayın
2. ellezîne zalemû : ki onlar zulmettiler, zulmedenler
3. ve ezvâce-hum : ve onlara eş olanlar, yardımcı olanlar
4. ve mâ : ve şeyler
5. kânû : onlar oldular
6. ya’budûne : tapıyorlar

” Zulmedenleri ve onların eşlerini (zevcelerini) haşredin (biraraya toplayın)! Ve onların tapmış oldukları şeyleri.”


 20171029_200045140090628.jpg

Saffat (8.sohbet) 13-14-15 ayet

 SOHBETİ DİNLE :


SOHBETİ İNDİRMEK VE DİNLEMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/9k_1ABji3PdPqs


20171029_200045140090628.jpg

Saffat (6.Sohbet) 11.ayet

SOHBETİ DİNLE:

SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK: https://yadi.sk/d/qbL9NH_j3PCaGJ


Saffat (2.Sohbet) 4.ayet”ehadiyet,vahdaniyet,la ilahe ilallah”


: DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK

  : SAFFAT 4

إِنَّ إِلَهَكُمْ لَوَاحِدٌ

İnne ilâhekum le vâhıdun.

1. inne : muhakkak
2. ilâhe-kum : sizin ilâhınız
3. le : muhakkak, elbette
4. vâhıdun : tektir, birdir,Vahid’dir
“Muhakkak ki sizin İlâhınız, mutlaka Tek’tir Vahid’dir

YASİN (25.Sohbet)64-65.ayetler “ağızlarını mühürleriz elleri konuşur ayakları şahitlik eder”

SOHBETİ DİNLE:


(Dinlemek ve İndirmek için) ALTERNATİF LİNK:
https://yadi.sk/d/mbgzQ7_s3F5yPS


YASİN 64:

اصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ 

Islevhâl yevme bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).

1. ıslev-hâ : ona yaslanın
2. el yevme : bu gün, o gün
3. bi mâ : şey sebebiyle
4. kuntum : siz … oldunuz
5. tekfurûne : inkâr ediyorsunuz

” İnkâr etmeniz sebebiyle bugün ona (cehenneme) yaslanın (girin).”


YASİN 65:

الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَى أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ 

El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

1. el yevme : bu gün, o gün
2. nahtimu : mühürleriz
3. alâ efvâhi-him : onların ağızlarının üzerini, ağızlarını
4. ve tukellimu-nâ : ve bizimle konuşur, söyler, anlatır
5. eydî-him : onların elleri
6. ve teşhedu : ve şahitlik eder
7. erculu-hum : onların ayakları
8. bi-mâ : şeyleri
9. kânû : oldular
10 yeksibûne : kazanıyorlar

” Bugün onların ağızlarını mühürleriz. Kazanmış olduklarını (yaptıklarını) Bize, onların elleri anlatır, ayakları şahitlik eder.”