FATİHA 2015 (6.SOHBET)
SOHBETİ MP3 DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/pDxChjThkW4QH

FATİHA 2015 (6.SOHBET)
SOHBETİ MP3 DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/pDxChjThkW4QH

SES KAYDINI DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/Q3-sIkKnkASqF
FATİHA 2015 (4. SOHBET)
Ahireti hatırlatıcı sahneleri, Kur’an’ın en konsantre suresi olan Fatiha’ya Rabbim koymuş ki, O güne özgü gayret edesiniz, O güne özgü yaşayasınız diye(1.41).
Geçen haftaki sohbetlerden Fatiha’da bir şey dikkatimi çekti:
Bir ayetin sonu, sanki öbür ayetin başı gibi(1:50).
Din, kişinin bütün sistemi anlamasında, O’na doğru yönelmesinde ve yaşamasındaki sistemin ismi(2.36).Allah’ın dini ile senin dinin ne kadar örtüşüyor(2.45)?
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/dEaS0GIFhGM9P
Kul mâ seeltukum min ecrin fe huve lekum, in ecriye illâ alâllâh(alâllâhi), ve huve alâ kulli şeyin şehîd(şehîdun).
| 1. | kul | : de, söyle |
| 2. | mâ seeltu-kum | : sizden istemedim |
| 3. | min ecrin | : bir ecir, bir ücret |
| 4. | fe | : öyleyse |
| 5. | huve | : o |
| 6. | lekum | : sizin |
| 7. | in | : eğer (varsa) |
| 8. | ecriye | : benim ecrim, benim ücretim |
| 9. | illâ | : sadece, ancak |
| 10. | alâ allâhi | : Allah’a aittir |
| 11. | ve huve | : ve o |
| 12. | alâ kulli şey’in | : herşeye |
| 13. | şehîdun | : şahittir |
Kul inne rabbî yakzifu bil hakk(hakkı), allâmul guyûb(guyûbi).
| 1. | kul | : de |
| 2. | inne | : muhakkak |
| 3. | rabbî | : Rabbim |
| 4. | yakzifu | : kazefe eder, atar, tecelli ettirir |
| 5. | bi el hakkı | : hakkı |
| 6. | allâmu | : çok iyi bilen |
| 7. | el guyûbi | : gaybler, bilinmeyen |
De ki: «Gerçekten Rabbim, hakkı fırlatır (dilediğinin kalbine indirir.) O, gaybları hakkıyla bilendir.»
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/-g8enhEvh8ehy
Kul innemâ eızukum bi vâhideh(vâhidetin), en tekûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bi sâhıbikum min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun lekum beyne yedey azâbin şedîd(şedîdin).
1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. eızu-kum : size vaazediyorum, öğüt veriyorum
4. bi : ile
5. vâhidetin : tek, bir tane
6. en : olmak
7. tekûmû : kalkın
8. li allâhi : Allah için
9. mesnâ : ikişer ikişer
10. ve furâdâ : ve fertler (olarak), teker teker
11. summe : sonra
12. tetefekkerû : tefekkür edin, düşünün
13. mâ : değil, yoktur
14. bi sâhıbi-kum : sizin sahibiniz, arkadaşınız
15. min : dan
16. cinnetin : cinnet, delilik
17. in : eğer
18. huve : o
19. illâ : sadece, ancak, den başka
20. nezîrun : nezir, uyarıcı
21. lekum : sizin için
22. beyne yedey : ellerinin arasında, önünde, gelecek olan
23. azâbin : bir azap
24. şedîdin : şiddetli, kuvvetli
De ki: “Size sadece tek bir şey vaazediyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın. Sonra tefekkür edin.” Sizin sahibinizde (arkadaşınızda) cinnet (delilik) yoktur. O, ancak sizin için önünüzdeki (gelecek olan) şiddetli azaba (karşı) bir nezirdir (uyarıcı).
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/jbuEwxMGgyyi9
1. ve : ve
2. mâ âteynâ-hum : biz onlara vermedik
3. min : den, dan
4. kutubin : kitaplar
5. yedrusûne-hâ : onu tedris ederler
6. ve : ve
7. mâ erselnâ : ve biz göndermedik
8. ileyhim : onlara
9. kable-ke : senden önce
10. min nezîrin : bir nezir, uyarıcı
Ve Biz, onlara tedris edecekleri (okuyup çalışacakları) kitaplardan vermedik. Ve senden önce onlara bir nezir (de) (uyarıcı peygamber) göndermedik.
Ve kezzebellezîne min kablihim ve mâ belegû mi’şâre mâ âteynâhum fe kezzebû rusulî, fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
1. ve kezzebe : ve tekzip etti, yalanladı
2. ellezîne : onlar
3. min kabli-him : onlardan önce
4. ve mâ belegû : ve erişmediler
5. mi’şâre : onda bir
6. mâ âteynâ-hum : onlara verdiklerimiz
7. fe : böylece, buna rağmen, bundan sonra
8. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
9. rusulî : resûller
10. fe : böylece, buna rağmen, bundan sonra
11. keyfe : nasıl
12. kâne : oldu
13. nekîri : inkârım, cezam
Ve onlardan öncekiler (de) tekzip ettiler (yalanladılar). Ve onlara verdiğimiz şeylerin onda birine (bile) erişmediler. Buna rağmen resûllerimizi tekzip ettiler (yalanladılar). Bundan sonra inkârım (cezam) nasıl oldu?
Kul innemâ eızukum bi vâhideh(vâhidetin), en tekûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bi sâhıbikum min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun lekum beyne yedey azâbin şedîd(şedîdin).
1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. eızu-kum : size vaazediyorum, öğüt veriyorum
4. bi : ile
5. vâhidetin : tek, bir tane
6. en : olmak
7. tekûmû : kalkın
8. li allâhi : Allah için
9. mesnâ : ikişer ikişer
10. ve furâdâ : ve fertler (olarak), teker teker
11. summe : sonra
12. tetefekkerû : tefekkür edin, düşünün
13. mâ : değil, yoktur
14. bi sâhıbi-kum : sizin sahibiniz, arkadaşınız
15. min : dan
16. cinnetin : cinnet, delilik
17. in : eğer
18. huve : o
19. illâ : sadece, ancak, den başka
20. nezîrun : nezir, uyarıcı
21. lekum : sizin için
22. beyne yedey : ellerinin arasında, önünde, gelecek olan
23. azâbin : bir azap
24. şedîdin : şiddetli, kuvvetli
De ki: “Size sadece tek bir şey vaazediyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın. Sonra tefekkür edin.” Sizin sahibinizde (arkadaşınızda) cinnet (delilik) yoktur. O, ancak sizin için önünüzdeki (gelecek olan) şiddetli azaba (karşı) bir nezirdir (uyarıcı).
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/pae3YBr3gh3eX
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاء إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ
Ve yevme yahşuruhum cemîan summe yekûlu lil melâiketi e hâulâi iyyâkum kânû ya’budûn(ya’budûne).
| 1. | ve yevme | : ve gün |
| 2. | yahşuru-hum | : onları toplayacak |
| 3. | cemîan | : hepsini, tümünü |
| 4. | summe | : sonra |
| 5. | yekûlu | : diyecek |
| 6. | li el melâiketi | : meleklere |
| 7. | e | : mı, mi |
| 8. | hâulâi | : işte bunlar |
| 9. | iyyâ-kum | : size |
| 10. | kânû | : oldular |
| 11. | ya’budûne | : tapıyorlar |
Ve o gün onların hepsini haşredecek (birarada toplayacak). Sonra meleklerine şöyle buyuracak: “Size tapmış olanlar bunlar mı?”
قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
Kâlû subhâneke ente veliyyunâ min dûnihim, bel kânû ya’budûnel cinn(cinne), ekseruhum bihim mû’minûn(mû’minûne).
| 1. | kâlû | : dediler |
| 2. | subhâne-ke | : sen münezzehsin, sen Sübhan’sın |
| 3. | ente | : sen |
| 4. | veliyyu-nâ | : bizim dostumuz, velîmiz |
| 5. | min dûni-him | : onlardan başka |
| 6. | bel | : hayır |
| 7. | kânû | : oldular |
| 8. | ya’budûne | : tapıyorlar |
| 9. | el cinne | : cin |
| 10. | ekseru-hum | : onların çoğu |
| 11. | bi-him | : onlara |
| 12. | mû’minûne | : îmân eden, mü’min olanlar |
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ: https://yadi.sk/d/5os9SroEgYX8m
SEBE 39.AYET :
Kul inne rabbî yebsutur rızka li men yeşâu min ibâdihî ve yakdiru leh(lehu),
ve mâ enfaktum min şeyin fe huve yuhlifuh(yuhlifuhu),
ve huve hayrur râzikîn(râzikîne).
| 1. | kul | : de |
| 2. | inne | : muhakkak |
| 3. | rabbî | : benim Rabbim |
| 4. | yebsutu | : genişletir |
| 5. | er rızka | : rızık |
| 6. | li men | : o kimseye |
| 7. | yeşâu | : diler |
| 8. | min ibâdi-hî | : kullarından |
| 9. | ve yakdiru | : ve takdir eder |
| 10. | lehu | : ona |
| 11. | ve mâ | : ve ne |
| 12. | enfaktum | : infâk ettiniz |
| 13. | min şey’in | : bir şeyden |
| 14. | fe | : o zaman |
| 15. | huve | : o |
| 16. | yuhlifu-hu | : onun halefini, karşılığını verir |
| 17. | ve huve | : ve o |
| 18. | hayru | : hayırlı |
| 19. | er râzikîne | : rızk verenler |
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ: https://yadi.sk/d/dHLWl-5BgQRr6
SEBE 38.AYET
Vellezîne yes’avne fî âyâtinâ muâcizîne ulâike fil azâbi muhdarûn.
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ: https://yadi.sk/d/z9YiYugSgG3hh
Ve mâ emvâlukum ve lâ evlâdukum billetî tukarribukum indenâ zulfâ illâ men âmene ve amile sâlihan fe ulâike lehum cezâud dı’fi bimâ amilû ve hum fîl gurufâti âminûn(âminûne).
Ve sizin mallarınız ve evlâtlarınız katımızda sizi, Bize yaklaştıracak yüksek değere sahip değildir. Âmenû olan ve salih amel yapanlar hariç. İşte onlar, onlar için amelleri sebebiyle kat kat mükâfat vardır. Ve onlar, yüksek makamlarda emin (emniyette) olanlardır.
| 1. | ve mâ | : ve değil |
| 2. | emvâlu-kum | : sizin mallarınız |
| 3. | ve lâ | : ve değil |
| 4. | evlâdu-kum | : sizin evlâtlarınız |
| 5. | billetî (bi elletî) | : ki o |
| 6. | tukarribu-kum | : sizi yakınlaştırır, yaklaştırır |
| 7. | inde-nâ | : bizim katımız, huzurumuz |
| 8. | zulfâ | : mertebe, yüksek derece, yüksek değer |
| 9. | illâ | : den başka, hariç |
| 10. | men | : kimse |
| 11. | âmene | : âmenû oldu, hayattayken Allah’a ulaşmayı diledi |
| 12. | ve amile sâlihan | : ve salih amel yaptı |
| 13. | fe ulâike | : işte onlar |
| 14. | lehum | : onlar için, onlar için vardır |
| 15. | cezâu | : ceza, karşılık, mükâfat |
| 16. | ed dı’fi | : kat kat |
| 17. | bimâ | : sebebiyle |
| 18. | amilû | : yaptılar |
| 19. | ve hum | : ve onlar |
| 20. | fî el gurufâti | : yüksek yerlerde, yüksek makamlarda |
| 21. | âminûne | : emin olanlar, emniyette olanlar |
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ: https://yadi.sk/d/gO9PmNHMg6fff
AYETİN METNİ:
Kul inne rabbî yebsutur rızka limen yeşâu ve yakdiru ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
| 1. | kul | : de |
| 2. | inne | : muhakkak |
| 3. | rabbî | : benim Rabbim |
| 4. | yebsutu | : genişletir |
| 5. | er rızka | : rızık |
| 6. | li men | : o kimseye |
| 7. | yeşâu | : diler |
| 8. | ve yakdiru | : ve takdir eder |
| 9. | ve lâkinne | : ve lâkin, fakat |
| 10. | eksere | : daha çok, çoğu |
| 11. | en nâsi | : insanlar |
| 12. | lâ ya’lemûne | : bilmiyorlar, bilmezler |