YENİ YIL VE SOHBETLERİN BAŞLAMASI

hicri yeni yılBu gün itibarıyla (1 Muharrem 1439) başlayan hicri yeni yılımız tüm ümmet_i vahıdetin’e hayırlı olsun.

 

Bu vesileyle de yine bir başlangıç olarak

(her hafta pazar günü akşam namazı ile yatsı namazı arasında yapılan)

KURAN SOHBETLERİ

BU HAFTASONU BAŞLAYACAKTIR

İnşaallah.

(Sohbetler yapıldığı günün akşamına siteye yüklenmektedir)

Allah muvaffak etsin

Yasin (33.Sohbet-SON-)79-83.ayetler “yeşil ağaç/kün feyekün”

(BU SEZONUN SON SOHBETİNİ ,YASİN SURESİNİ TAMAMLAYARAK YAPMIŞ BULUNUYORUZ , ELHAMDÜLİLLAH. YAZ SONUNDA OKULLARIN AÇILMASIYLA BERABER SOHBETLER DEVAM EDECEKTİR, ALLAH NASİB EDERSE.)

ALLAH KURAN DAN AYIRMASIN


SOHBETİ DİNLE:

(Dinlemek ve indirmek için) ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/Uqlsq7GV3JP8od


YASİN 79:

قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ 

Kul yuhyîhâllezî enşeehâ evvele merratin, ve huve bi kulli halkın alîm(alîmun).

1. kul : de ki, söyle
2. yuhyî-hâ : ona hayat verir, onu canlandırır
3. ellezî : ki o
4. enşee-hâ : onu inşa etti, yaptı, yarattı
5. evvele : evvel, önce, ilk
6. merratin : kere, defa
7. ve huve : ve o
8. bi kulli : hepsi, bütün
9. halkın : halketme, yaratma, yaratış
10 alîmun : en iyi bilen

” De ki: “Onu ilk defa inşa eden (Yaratan), ona hayat verecek. Ve O, bütün yaratışları En İyi Bilen’dir.”


YASİN 80:

الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ 

Ellezî ceale lekum mineş şeceril ahdari nâren fe izâ entum minhu tûkıdûn(tûkıdûne).

1. ellezî : ki o, o …dır
2. ceale : kıldı, yaptı
3. lekum : size, sizin için
4. min eş şeceri : ağaçtan
5. el ahdari : yeşil
6. nâren : ateş
7. fe : artık, böylece
8. izâ : o zaman, olduğu zaman
9. entum : siz
10 min-hu : ondan
11 tûkıdûne : yakıyorsunuz, yakarsınız

“Yeşil ağaçtan sizin için ateş  kılan (çıkaran), O’dur. Böylece siz, ondan yakarsınız.”

 


YASİN 81:

أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ 

E ve leysellezî halakas semâvâti vel arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehum, belâ ve huvel hallâkul alîm(alîmu).

1. e : mi?
2. ve leyse : ve değil
3. ellezî : ki o, … o dur
4. halaka : halketti, yarattı
5. es semâvâti : semalar, gökler
6. ve el arda : ve arz, yeryüzü, yer, yerler
7. bi kâdirin alâ : …’e kaadir olan
8. en yahluka : yaratmak, yaratmaya
9. misle-hum : onların benzeri, aynısı, eşi
10 belâ : evet
11 ve huve : ve o
12 el hallâku : yaratan, yaratıcı
13 el alîmu : en iyi bilen

“Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini de yaratmaya kadir değil midir? Evet (kadirdir)! Çünki O, Hallâk (herşeyi çokça yaratan)dır, Alîm (hakkıyla bilen)dir.”


YASİN 82:

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu).

1. innemâ : sadece
2. emru-hu : onun emri
3. izâ erâde : irade ettiği, dilediği zaman
4. şey’en : bir şey
5. en yekûle : söylemek, demek
6. lehu : ona
7. kun : ol!
8. fe : artık, böylece, hemen
9. yekûnu : olur

“O, bir “ŞEY”i (var kılmayı) MURAD EDİNCE, O’nun emri sadece «ol!» demesidir, hemen oluverir.”


YASİN 83:

فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ 

Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn(turceûne).

1. fe : işte
2. subhâne : (o) sübhandır, herşeyden münezzehtir
3. ellezî : ki o, … o dur
4. bi yedi-hî : onun elinde (onun kudretinde)
5. melekûtu : melekût, mülk ve hükümranlık
6. kulli şey’in : herşey
7. ve ileyhi : ve ona
8. turceûne : döndürüleceksiniz

“İşte O, Sübhan’dır. Herşeyin melekûtu (mülkü ve hükümdarlığı) O’nun elindedir. Ve O’na döndürüleceksiniz (RÜCU ETTİRİLECEKSİNİZ)

Yasin (32.sohbet)75-78.ayetler”nutfeden yarattık”

SOHBETİ DİNLE:

(Dinlemek veya İndirmek için) Alternatif link:

https://yadi.sk/d/iE5qZncI3J9AxB

Yasin (31.Sohbet) 72-74.ayetler”nimetler”

 SOHBETİ DİNLE:


(Dinlemek veya İndirmek için) alternatif Link:

https://yadi.sk/d/NWCRLt_-3HpgJC


YASİN 72:

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ

Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye’kulûn(ye’kulûne).

1. ve zellelnâ-hâ : ve biz onu zelil ettik, itaatkâr kıldık, boyun eğdirdik
2. lehum : onlara, onlar için
3. fe : böylece
4. min-hâ : ondan
5. rakûbu-hum : onların binekleri, kendilerinin binekleri
6. ve min-hâ : ve ondan
7. ye’kulûne : yerler

” Ve Biz onları (hayvanları), onlara zelil (itaatkâr) yaptık. Böylece onlardan, kendilerinin binekleri oldu (onlara binerler) ve onlardan (etlerinden) yerler.”


YASİN 73:

وَلَهُمْ فِيهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ 

Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşâribu, e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).

1. ve lehum : ve onlar için, kendileri için
2. fî-hâ : onda (vardır)
3. menâfiu : menfaatler, faydalar, yararlar
4. ve meşâribu : ve içecek şeyler
5. e : mi?
6. fe : artık, hâlâ
7. lâ yeşkurûne : şükretmiyorlar, şükretmezler

” Ve onlarda, kendileri için (birçok) menfaatler (yararlar) ve içecek şeyler (süt) vardır. Hâlâ şükretmezler mi?”


YASİN 74:

وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنصَرُونَ

Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehum yunsarûn(yunsarûne).

1. vettehazû (ve ittehazû) : ve ittihaz ettiler, edindiler
2. min dûni allâhi : Allah’tan başka
3. âliheten : ilâhlar
4. lealle-hum : umulur ki onlar, böylece onlar ümit ederek
5. yunsarûne : yardım olunurlar, yardım olunacaklar

” Ve yardım olunacaklarını ümit ederek, Allah’tan başka ilâhlar edindiler.”

Yasin(30.sohbet) 71.ayet “sahip olduğunuz enam/hayvanlar”

SOHBETİ DİNLE:

(Dinlemek ve İndirmek için) Alternatif Link:

https://yadi.sk/d/slhgXvvC3H3JiX


Yasin 71:

أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَا أَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ 

E ve lem yerav ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydînâ en’âmen fe hum lehâ mâlikûn(mâlikûne).

1. e : mı
2. ve lem yerev : ve görmüyorlar, görmediler
3. ennâ : nasıl
4. halaknâ : biz halkettik, yarattık
5. lehum : onlara, onlar için
6. mimmâ (min mâ) : şeylerden
7. amilet : yaptı
8. eydî-nâ : ellerimiz
9. en’âmen : hayvanlar
10 fe : böylece
11 hum : onlar
12 lehâ : ona
13 mâlikûne : malik olanlar

“Ellerimizle  yaptığımız şeylerden onlar için ENAM’ı(faydalı hayvanları) nasıl halkettiğimizi görmediler mi? Onlar, böylece onlara (hayvanlara) malik olurlar.”

 

YASİN (29.Sohbet) 69-70.Ayetler”Dirileri uyarmak için”

SOHBETİ DİNLE:


(Dinlemek veya İndirmek için) Alternatif Link:

https://yadi.sk/d/aMo-nMSy3GoMuG


YASİN 68:

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ 

Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

1. ve men : ve kim, kimi
2. nuammir-hu : onun ömrünü uzatırız
3. nunekkis-hu : onu tersine çeviririz, onun kuvvetini gideririz
4. fî el halkı : yaratılışta
5. e fe lâ ya’kılûne : hâlâ akıl etmezler mi

” Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun yaratılışını tersine çeviririz (kuvvetini gideririz). Hâlâ akıl etmezler mi?”


YASİN 70:

لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ 

Li yunzira men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alâl kâfirîn(kâfirîne).

1. li : için
2. yunzire : inzar eder, uyarır
3. men : kim, kimse, kişi
4. kâne : oldu
5. hayyen : hayy, diri
6. ve yehıkka : ve hak olur
7. el kavlu : söz
8. alâ : üzerine
9. el kâfirîne : kâfirler
“Kur’ân’ın indirilmesi), hayy olanları inzar etmek (uyarmak) ve (azap) sözünün kâfirlerin üzerine hak olması içindir.
2 – Diyanet İşleri: (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.

YASİN (28.sohbet) 68-69.ayetler”ona şiir öğretmedik”


SOHBETİ DİNLE:


(Dinlemek ve İndirmek için) ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/pdrVQ1Ov3GaDqR


YASİN 68:

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ 

Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

1. ve men : ve kim, kimi
2. nuammir-hu : onun ömrünü uzatırız
3. nunekkis-hu : onu tersine çeviririz, onun kuvvetini gideririz
4. fî el halkı : yaratılışta
5. e fe lâ ya’kılûne : hâlâ akıl etmezler mi

” Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun yaratılışını tersine çeviririz (kuvvetini gideririz). Hâlâ akıl etmezler mi?”


YASİN 69:

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ

Ve mâ allemnâhuş şi’re ve mâ yenbagî lehu, in huve illâ zikrun ve kur’ânun mubîn(mubînun).

1. ve mâ allemnâ-hu : ve biz ona öğretmedik
2. eş şi’re : şiir
3. ve mâ yenbagî : ve yakışmaz
4. lehu : ona
5. in … (illâ) : ancak, sadece
6. huve : o
7. (in) … illâ : ancak, sadece
8. zikrun : zikir, öğüt
9. ve kur’ânun : ve Kur’ân
10 mubînun : apaçık

” Ve Biz, O’na (Peygamber’e) şiir öğretmedik. Ve (bu), O’na yakışmaz. O (O’na indirilen), sadece zikir ve apaçık Kur’ân’dır.

YASİN (27.Sohbet)67-68.ayetler

SOHBETİ DİNLE:

(Dinlemek ve İndirmek için) ALTERNATİF LİNK:

https://yadi.sk/d/Yw4s4pLD3GMq9t


YASİN 67:

وَلَوْ نَشَاء لَمَسَخْنَاهُمْ عَلَى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ 

Ve lev neşâu le mesahnâhum alâ mekânetihim fe mâstetâû mudiyyen ve lâ yerciûn(yerciûne).

1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. neşâu : dileriz
3. le mesahnâ-hum : elbette onları değiştirdik
4. alâ mekâneti-him : mekânlarında, onların bulunduğu yerde
5. fe mâstetâû (mâ istetâû) : o zaman güçleri yetmez
6. mudiyyen : geçip gitme, ileri gitme
7. ve lâ yerciûne : ve geri dönmezler

” Ve eğer dileseydik, elbette onları mekânlarında (bulundukları yerde) değiştirirdik. O zaman ileri gitmeye ve geri dönmeye güçleri yetmezdi.”


YASİN 68:

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ 

Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya’kılûn(ya’kılûne).

1. ve men : ve kim, kimi
2. nuammir-hu : onun ömrünü uzatırız
3. nunekkis-hu : onu tersine çeviririz, onun kuvvetini gideririz
4. fî el halkı : yaratılışta
5. e fe lâ ya’kılûne : hâlâ akıl etmezler mi

” Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun yaratılışını tersine çeviririz (kuvvetini gideririz). Hâlâ akıl etmezler mi?”

YASİN (26.sohbet)66.ayet”nasıl görürler”

SOHBETİ DİNLE:

(Dinlemek ve İndirmek için) ALTERNATİF LİNK:
https://yadi.sk/d/hVYRYM9t3G9YwL


YASİN 66
وَلَوْ نَشَاء لَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَأَنَّى يُبْصِرُونَ 

Ve lev neşâu le tamesnâ alâ a’yunihim festebekûs sırâta fe ennâ yubsırûn(yubsırûne).

1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. neşâu : dileriz
3. le : elbette
4. tamesnâ : sildik, mahvettik
5. alâ a’yuni-him : onların gözlerine
6. festebekû (fe istebekû) : böylece, o zaman koştular, koşuştular
7. es sırâta : yol
8. fe : o zaman, o taktirde, bundan sonra
9. ennâ : nasıl
10 yubsırûne : görürler

“Eğer dileseydik onları gözlerinin üzerinden silme kör yapardık da yolda koşuşub (didişib) kalırlardı. Artık nasıl görecekler?”


 

sohbet tarih değişikliği

Yarın yapılması gereken sohbetimiz (YASİN 26.SOHBET) İstanbul dışında olma sebebiyle bir sonraki haftaya ertelenmiştir.

Selametle kalın…