E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey’en ve lâ yunkızûni.
1.
e ettehızu
: ben edinir miyim
2.
min dûni-hi
: ondan başka
3.
âliheten
: ilâhlar
4.
in yurid-ni
: eğer bana (benim için) diler
5.
er rahmânu
: Rahmân
6.
bi durrin
: bir zararı
7.
lâ tugni
(lâ tugni … şey’en)
: gidermez, yarar sağlamaz, fayda vermez
: (bir şey gidermez)
8.
an-nî
: benden (bana)
9.
şefâatu-hum
: onların şefaati
10
şey’en
: bir şey
11
ve lâ yunkızû-ni
: ve beni kurtaramazlar
“Ben, O’ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahmân bana bir zarar dilerse, onların şefaati bana bir (şey) fayda vermez (sağlamaz). Ve onlar beni kurtaramazlar.”
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
1.
kâlû
: dediler
2.
innâ
: muhakkak biz
3.
tetayyernâ
: uğursuzluğa uğradık
4.
bi kum
: sizinle
5.
le
: mutlaka, elbette, gerçekten
6.
in lem tentehû
: eğer vazgeçmezseniz
7.
le
: mutlaka, elbette, gerçekten
8.
nercume- enne-kum
(receme)
: biz sizi mutlaka taşlarız
: (taşladı)
9.
ve le
: ve mutlaka, elbette, gerçekten
10
yemesse- enne-kum
(messe)
: size mutlaka dokunacak
: (dokundu)
11
min-nâ
: bizden
12
azâbun
: azap
13
elîmun
: elîm, acı
“Muhakkak ki biz, sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer siz gerçekten vazgeçmezseniz (son vermezseniz), sizi mutlaka taşlayacağız. Ve mutlaka bizden size elîm bir azap dokunacak.” dediler.
Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
1.
kâlû
: dediler
2.
innâ
: muhakkak biz
3.
tetayyernâ
: uğursuzluğa uğradık
4.
bi kum
: sizinle
5.
le
: mutlaka, elbette, gerçekten
6.
in lem tentehû
: eğer vazgeçmezseniz
7.
le
: mutlaka, elbette, gerçekten
8.
nercume- enne-kum
(receme)
: biz sizi mutlaka taşlarız
: (taşladı)
9.
ve le
: ve mutlaka, elbette, gerçekten
10
yemesse- enne-kum
(messe)
: size mutlaka dokunacak
: (dokundu)
11
min-nâ
: bizden
12
azâbun
: azap
13
elîmun
: elîm, acı
“Muhakkak ki biz, sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer siz gerçekten vazgeçmezseniz (son vermezseniz), sizi mutlaka taşlayacağız. Ve mutlaka bizden size elîm bir azap dokunacak.” dediler.
İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
1.
iz erselnâ
: biz göndermiştik
2.
ileyhim
: onlara
3.
isneyni
: iki
4.
fe
: o zaman, fakat, bunun üzerine
5.
kezzebû-humâ
: ikisini tekzip ettiler, yalanladılar
6.
fe
: o zaman, fakat, bunun üzerine
7.
azzeznâ
: azîz kıldık, güçlendirdik, destekledik
8.
bi
: ile
9.
sâlisin
: üçüncü
10
fe
: o zaman, fakat, bunun üzerine
11
kâlû
: dediler
12
innâ
: muhakkak biz
13
ileykum
: size
14
murselûne
: (gönderilmiş) resûller
” Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: “Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz.” dediler.
İnnâ cealnâ fî a’nâkıhim aglâlen fe hiye ilâl ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne).
1.
innâ
: muhakkak ki biz
2.
cealnâ
: kıldık, yaptık
3.
fî a’nâkı-him
: onların boyunlarında
4.
aglâlen
: halkalar, zincirler
5.
fe hiye
: böylece o
6.
ilel ezkâni
: çenelere kadar
7.
fe hum
: böylece onlar
8.
mukmehûne
: başları yukarı kalkık olanlar, başları yukarı kaldırılmış kimseler
“Muhakkak ki Biz, onların boyunlarına, çenelerine kadar halkalar (zincirler) kıldık (geçirdik). Bu sebeple onlar, başları yukarı kaldırılmış olanlardır.”
İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gaybi, fe beşşirhu bi magfiratin ve ecrin kerîm(kerîmin).
1.
innemâ
: fakat, ancak, sadece
2.
tunziru
: uyarırsın
3.
men
: kim, kimse, kişi
4.
ittebea
: tâbî oldu
5.
ez zikre
: zikre
6.
ve haşiye
: ve huşû duydu
7.
er rahmâne
: Rahmân
8.
bi el gaybi
: gaybte
9.
fe
: böylece, o zaman
10
beşşir-hu
: onu müjdele
11
bi magfiretin
: bir mağfiret ile
12
ve ecrin
: ve bir ecir
13
kerîmin
: üstün
” Sen sadece zikre tâbî olanı ve gaybte Rahmân’a huşû duyanı uyarırsın. Öyleyse onu mağfiret ile (günahların sevaba çevrilmesiyle) ve “kerim ecir” ile müjdele.”