SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN:
https://yadi.sk/d/SipvIpgyjpdpF

Yaz tatilinin uzatılması ve Hac vazifesini edâ için kutsal topraklarda bulunmam sebebiyle,
bu senenin/sezonun ilk sohbeti -biraz gecikmeli de olsa- bu pazar günü (11/10/2015) yapılacaktır inşaAllah.
Allah muvaffak eylesin.
Duyanların âlâkalı arkadaşlara duyurması temennisi ile…
BUGÜN RAHMETLİ HASAN OLGUN HOCA’MIZIN HAKK’A YÜRÜYÜŞÜNÜN SENEYİ DEVRİYESİDİR.
KENDİSİ, BU KURAN SOHBETLERİNİ ZUHURATBABA CAMİİSİNDE BAŞLATAN VE UZUN BİR SÜRE DEVAM EDEN DEĞERLİ HOCAMIZDIR.
KAMİL BİR İLİM ERBABI VE ÖZELLİKLE KURAN ALİMİ OLAN HOCAMIZI RAHMETLE YADEDİYORUZ.
“ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR”
RUHUNA EL-FATİHA
BU SENENİN (SEZONUN) SON SOHBETİ YAPILMIŞTIR.
RAMAZAN VE SONRASINDAKİ YAZ DÖNEMİNDE BAŞKA SOHBET YAPILMAYACAKTIR.
OKULLARIN AÇILMASIYLA BERABER DEVAM EDECEKTİR İNŞAALLAH.
Bu süre içinde sitenin güncellenmeleri yapılacak; daha evvel yapılan ama siteye konmamış olan ses kayıtları ve bazı ses kayıtlarının yazıya dökülmüş metinleri ilave edilecektir.
Eğer Allah nasib ederse , sohbetlerde geçen bazı mühim konuların (infak gibi, zikir gibi , hamd gibi v.b.) bir makale gibi yazıya dökmeyi planlıyorum.
Eğer gerçekleşirse sitenin takipçisi olduğunuzdan ötürü (otomatikman) haberdar edileceksiniz.
Yorumlarınızı ,görüş ve önerilerinizi BEKLİYORUM; aşağıya yazabilirsiniz.
HAYIRLI RAMAZANLAR…
ALLAH KURAN’DAN AYIRMASIN…
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/dEaS0GIFhGM9P
Kul mâ seeltukum min ecrin fe huve lekum, in ecriye illâ alâllâh(alâllâhi), ve huve alâ kulli şeyin şehîd(şehîdun).
| 1. | kul | : de, söyle |
| 2. | mâ seeltu-kum | : sizden istemedim |
| 3. | min ecrin | : bir ecir, bir ücret |
| 4. | fe | : öyleyse |
| 5. | huve | : o |
| 6. | lekum | : sizin |
| 7. | in | : eğer (varsa) |
| 8. | ecriye | : benim ecrim, benim ücretim |
| 9. | illâ | : sadece, ancak |
| 10. | alâ allâhi | : Allah’a aittir |
| 11. | ve huve | : ve o |
| 12. | alâ kulli şey’in | : herşeye |
| 13. | şehîdun | : şahittir |
Kul inne rabbî yakzifu bil hakk(hakkı), allâmul guyûb(guyûbi).
| 1. | kul | : de |
| 2. | inne | : muhakkak |
| 3. | rabbî | : Rabbim |
| 4. | yakzifu | : kazefe eder, atar, tecelli ettirir |
| 5. | bi el hakkı | : hakkı |
| 6. | allâmu | : çok iyi bilen |
| 7. | el guyûbi | : gaybler, bilinmeyen |
De ki: «Gerçekten Rabbim, hakkı fırlatır (dilediğinin kalbine indirir.) O, gaybları hakkıyla bilendir.»
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/-g8enhEvh8ehy
Kul innemâ eızukum bi vâhideh(vâhidetin), en tekûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bi sâhıbikum min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun lekum beyne yedey azâbin şedîd(şedîdin).
1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. eızu-kum : size vaazediyorum, öğüt veriyorum
4. bi : ile
5. vâhidetin : tek, bir tane
6. en : olmak
7. tekûmû : kalkın
8. li allâhi : Allah için
9. mesnâ : ikişer ikişer
10. ve furâdâ : ve fertler (olarak), teker teker
11. summe : sonra
12. tetefekkerû : tefekkür edin, düşünün
13. mâ : değil, yoktur
14. bi sâhıbi-kum : sizin sahibiniz, arkadaşınız
15. min : dan
16. cinnetin : cinnet, delilik
17. in : eğer
18. huve : o
19. illâ : sadece, ancak, den başka
20. nezîrun : nezir, uyarıcı
21. lekum : sizin için
22. beyne yedey : ellerinin arasında, önünde, gelecek olan
23. azâbin : bir azap
24. şedîdin : şiddetli, kuvvetli
De ki: “Size sadece tek bir şey vaazediyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın. Sonra tefekkür edin.” Sizin sahibinizde (arkadaşınızda) cinnet (delilik) yoktur. O, ancak sizin için önünüzdeki (gelecek olan) şiddetli azaba (karşı) bir nezirdir (uyarıcı).
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/jbuEwxMGgyyi9
1. ve : ve
2. mâ âteynâ-hum : biz onlara vermedik
3. min : den, dan
4. kutubin : kitaplar
5. yedrusûne-hâ : onu tedris ederler
6. ve : ve
7. mâ erselnâ : ve biz göndermedik
8. ileyhim : onlara
9. kable-ke : senden önce
10. min nezîrin : bir nezir, uyarıcı
Ve Biz, onlara tedris edecekleri (okuyup çalışacakları) kitaplardan vermedik. Ve senden önce onlara bir nezir (de) (uyarıcı peygamber) göndermedik.
Ve kezzebellezîne min kablihim ve mâ belegû mi’şâre mâ âteynâhum fe kezzebû rusulî, fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
1. ve kezzebe : ve tekzip etti, yalanladı
2. ellezîne : onlar
3. min kabli-him : onlardan önce
4. ve mâ belegû : ve erişmediler
5. mi’şâre : onda bir
6. mâ âteynâ-hum : onlara verdiklerimiz
7. fe : böylece, buna rağmen, bundan sonra
8. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
9. rusulî : resûller
10. fe : böylece, buna rağmen, bundan sonra
11. keyfe : nasıl
12. kâne : oldu
13. nekîri : inkârım, cezam
Ve onlardan öncekiler (de) tekzip ettiler (yalanladılar). Ve onlara verdiğimiz şeylerin onda birine (bile) erişmediler. Buna rağmen resûllerimizi tekzip ettiler (yalanladılar). Bundan sonra inkârım (cezam) nasıl oldu?
Kul innemâ eızukum bi vâhideh(vâhidetin), en tekûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bi sâhıbikum min cinneh(cinnetin), in huve illâ nezîrun lekum beyne yedey azâbin şedîd(şedîdin).
1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. eızu-kum : size vaazediyorum, öğüt veriyorum
4. bi : ile
5. vâhidetin : tek, bir tane
6. en : olmak
7. tekûmû : kalkın
8. li allâhi : Allah için
9. mesnâ : ikişer ikişer
10. ve furâdâ : ve fertler (olarak), teker teker
11. summe : sonra
12. tetefekkerû : tefekkür edin, düşünün
13. mâ : değil, yoktur
14. bi sâhıbi-kum : sizin sahibiniz, arkadaşınız
15. min : dan
16. cinnetin : cinnet, delilik
17. in : eğer
18. huve : o
19. illâ : sadece, ancak, den başka
20. nezîrun : nezir, uyarıcı
21. lekum : sizin için
22. beyne yedey : ellerinin arasında, önünde, gelecek olan
23. azâbin : bir azap
24. şedîdin : şiddetli, kuvvetli
De ki: “Size sadece tek bir şey vaazediyorum. Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın. Sonra tefekkür edin.” Sizin sahibinizde (arkadaşınızda) cinnet (delilik) yoktur. O, ancak sizin için önünüzdeki (gelecek olan) şiddetli azaba (karşı) bir nezirdir (uyarıcı).
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/G93u5lazgqjxu
Fel yevme lâ yemliku bağdukum libağdın nef’av ve lâ darrâ, ve negûlu lillezîne zalemû zûgû azâben nârilletî kuntum bihâ tukezzibûn.
İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz.
Zulmedenlere, “Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın” deriz.
Ve izâ tutlâ aleyhim âyâtunâ beyyinâtin gâlû mâ hâzâ illâ raculuy yurîdu ey yesuddekum ammâ kâne yağbudu âbâukum, ve gâlû mâ hâzâ illâ ifkum mufterâ, ve gâlellezîne keferû lilhaggı lemmâ câehum in hâzâ illâ sıhrum mubîn.
Karşılarında açık beyyineler halinde âyetlerimiz tilâvet olunduğu zaman o zalimler: «bu başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı ma’budlardan men’etmek isteyen bir adam» dediler ve «bu (Kur’an) başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira» dediler ve o küfredenler hak kendilerine geldiği vakıt bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil, dediler
Ve mâ âteynâhum min kutubiy yedrusûnehâ ve mâ erselnâ ileyhim gableke min nezîr.
Halbuki biz, onlara ders yapacakları bir kitap vermedik ve senden önce kendilerine bir uyarıcı da göndermedik.
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/pae3YBr3gh3eX
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا ثُمَّ يَقُولُ لِلْمَلَائِكَةِ أَهَؤُلَاء إِيَّاكُمْ كَانُوا يَعْبُدُونَ
Ve yevme yahşuruhum cemîan summe yekûlu lil melâiketi e hâulâi iyyâkum kânû ya’budûn(ya’budûne).
| 1. | ve yevme | : ve gün |
| 2. | yahşuru-hum | : onları toplayacak |
| 3. | cemîan | : hepsini, tümünü |
| 4. | summe | : sonra |
| 5. | yekûlu | : diyecek |
| 6. | li el melâiketi | : meleklere |
| 7. | e | : mı, mi |
| 8. | hâulâi | : işte bunlar |
| 9. | iyyâ-kum | : size |
| 10. | kânû | : oldular |
| 11. | ya’budûne | : tapıyorlar |
Ve o gün onların hepsini haşredecek (birarada toplayacak). Sonra meleklerine şöyle buyuracak: “Size tapmış olanlar bunlar mı?”
قَالُوا سُبْحَانَكَ أَنتَ وَلِيُّنَا مِن دُونِهِم بَلْ كَانُوا يَعْبُدُونَ الْجِنَّ أَكْثَرُهُم بِهِم مُّؤْمِنُونَ
Kâlû subhâneke ente veliyyunâ min dûnihim, bel kânû ya’budûnel cinn(cinne), ekseruhum bihim mû’minûn(mû’minûne).
| 1. | kâlû | : dediler |
| 2. | subhâne-ke | : sen münezzehsin, sen Sübhan’sın |
| 3. | ente | : sen |
| 4. | veliyyu-nâ | : bizim dostumuz, velîmiz |
| 5. | min dûni-him | : onlardan başka |
| 6. | bel | : hayır |
| 7. | kânû | : oldular |
| 8. | ya’budûne | : tapıyorlar |
| 9. | el cinne | : cin |
| 10. | ekseru-hum | : onların çoğu |
| 11. | bi-him | : onlara |
| 12. | mû’minûne | : îmân eden, mü’min olanlar |